Skip Ribbon Commands
Skip to main content

ANASAYFA

:

rehberlik

Giriş

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Büro Amirliği Hizmetlerimiz

NASIL YARDIMCI OLUYORUZ (RDBA)

     Kişi doğrudan veya telefon aracılığı ile başvurduğunda, ilk olarak ön görüşme değerlendirme yapılır. Ön görüşme ve değerlendirme sonucunda bireyin sorun alanına göre görüşme için randevu verilir. Gerek duyulduğunda ilgili birimler ile irtibat kurularak sorunun en kısa zamanda çözülmesi sağlanır.

 

RDBA HAKKINDA

     Emniyet teşkilatında görevli personelin sorunlarının ve taleplerinin sağlıklı tespit edilebilmesi için, çalışma ortamının bireyin psikolojik ve sosyal yönünün birey üzerindeki etkilerinin araştırılması,  mesleki ve sosyal hayata uyumunun artırılmasını sağlamaktır.

 

ÇALIŞMA İLKELERİMİZ

Gizlilik

Etik değerlere bağlılık

Bilimsellik

 

İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ

 
Telefon : 0.332.322 28 77- ...  /  0.505.318 42 21 - ...

Adres    : Topraksarnıç Mah. Azerbeycan Cad. Lalebahçe yolu üzeri Meram ek hizmet binası Çocuk Şube Müdürlüğü içerisinde 42300  Meram/KONYA

E-Mail   : konyacocuk@egm.gov.tr
Web      : www.konya.pol.tr
 

"Ya  ümitsizsiniz , ya da  ümit  sizsiniz. Ya  çaresizsiniz,  ya da  çare  sizsiniz."

ÇÖZÜM İÇİN YARDIM ALMAKTAN ÇEKİNMEYİN…

 

   

 

 

Stresle başa çıkmak ve huzurlu yaşamak için öneriler
- Kendinizi, sözde stres yaratan belirli ve kaynakları tanıyın.
- Kişiler arasi iyi iliskiler kurun.
- Bedeninizi kontrol edin.
- Dengeli beslenin.
- Bugünün işini yarına bırakmayın.
- "Her işi yaparım" ya da "Hiçbir şey yapamam" demeyin.
- Zihinsel özelliklerinizi doğru değerlendirin.
- Yitirdiklerinizin nedenini arayin.
- Zamanin tutsağı olmayın.
- "Hayır" demeyi bilin.
- Önce özeleştiri yapın ve herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin.
- Yapabileceklerinizle yetinmeyi bilin.
- Kendinizi vazgeçilmez görmeyin.
- Alkolik gibi işkolik olmayın.
- İşinizi gerçek olanaklarınızla uyumlu kılın.
- Dinlenmeyi bilin.
- Spora zaman ayırın, fizik egzersiz yapın.
- Solunumunuzu denetleyin.
- Savunma mekanizmalarindan yararlanin.
- Davranışlarınızı düzenleyin.
- Öfkenizi yenin.

 STRES; Biyolojik ve psikolojik dengenin bozulduğuna ve yeni durumlara uyum yapılarak yeniden dengeye dönülmesi gerektiğine yönelik bir işarettir.

Stresin kısa dönemdeki etkilerinden bazıları, kişinin kalp hızının artması, kan basıncının fırlaması, sinirlerinin bozulması, tahammülsüzleşmesi ve bazen verimliliğin düşmesine neden olan sinirlilik ve kaygıdır. Buna karşılık, hedefe yönelik, etkinliği artıran kısa süreli stres, performansı da yükseltebilir. Tedavi edilmeyen stresin uzun süreli etkileri çok daha ciddi olabilir. Bunların bir kısmı bazıları kişilik değişikliği, iş ya da evlilik yaşamının bozulması, madde ya da alkol kullanımı, intihar düşüncesi; eğilimi ya da girişimi gibi kendine zarar verici davranışlar şeklindedir.

         Polislik mesleği ,  aktif silahlı görev, düzensiz çalışma saatleri, nöbet ve vardiya sistemleri, görevin riskleri ve sorumlulukları, hiyerarşik yapıdan kaynaklanan

ast-üst çatışmaları, her tür suç olgusu ve suçlularla  iç içe olma  gibi  koşulların birlikte ya da tek tek yarattığı  stresler nedeniyle normal popülasyona göre stres bozuklarının daha sık görüldüğü bir meslek grubudur.

Stres olumsuz düzeyde ve uzun süre yaşandığında birçok zararlı sonuçlara neden olabilmektedir. Bunlar :

(*Bu kitapcık Prof. Dr. Nesrin ŞAHİN’in  “Stress ve Başa Çıkma Yolları” ve Prof. Dr. Özcan KÖKNEL’inStress” kitabından derlenmiştir)

Fizyolojik olarak

  • Hazımsızlık                    Astım

  • Yorgunluk                      Kalp-damar hastalıkları

  • Baş ağrıları                    Kalp krizleri

  • Cilt bozuklukları             Felçler

  • Yüksek Tansiyon            Kanserler

  • Ülser/ Gastrit                  Ölüm

 Zihinsel –Duygusal Açıdan

  • Kaygı Bozuklukları

  • Depresyon (Çökkünlük)

  • Öfke ve aşırı sinirlilik

Davranışsal Açıdan:

 İçe Kapanma

Alkol – Madde Bağımlılığı  Saldırganlık

       Yoğun stres iş verimi üzerinde de olumsuz etkiler yapmaktadır. Çalışma temposunda düşme, enerji azlığı, kendini yorgun hissetme, tahammülsüzlük, karşılıklı anlayış ve hoşgörünün azalması sebebiyle iletişimde bozulma, öfkede artış, bireysel farklılıkları algılamada bozulma, stresin iş yaşamına

olumsuz etkileridir.

       İki insan aynı koşullar altında bile birbirinden çok farklı tepkiler gösterebilir. Biri kaygılı ve gerilimli iken, diğeri soğukkanlı ve sakin olabilir. Bu çok doğaldır. Her birimizin kişilik yapıları, stresle baş etme yolları farklıdır.                        

STRESLE BAŞ ETME 

A-Stresle Baş Etmede Etkisiz Yollar (Uzun vadede daha çok strese neden oldukları için.

1- Uygun Olmayan Davranışlar; Kaçma davranışı, saldırganlık, içe kapanma, alkol ve sigara bağımlılığı, kötü beslenme.                                       

2- Kendini  Aldatmaya Yönelik Davranışlar;  Görmezlikten gelme, sorunlarının sebebi olarak başkalarını suçlama, inkar, bastırma v.b.  kendini aldatmaya yönelik tutumlardır.                   

             Stresle başa çıkmak için başvurduğumuz çeşitli yolları dikkate aldığımızda, tipik bazı davranış türleri aklımıza gelir. Birçok kişi, kendisini ya sigaraya, ya yemeye, ya alkole, ya da birkaçına birden verirler. Sigara, sıklıkla kullanılan bir gevşeme aracıdır. Stresle karşılaştığımızda, kendimizi rahatlatmak için bir refleks hareketi olarak elimizi hemen sigara paketine atarız. Oysa sigaranın sağlık üzerinde olan zararları, stresle başa çıkarken ilk anda gösterdiği  yararının çok üzerindedir. Aynı şekilde aşırı yemek yemek, başlangıçta genellikle  rahatlatıcı olmakla birlikte, bu tür bir davranış kendi başına ya da alınan kilolar nedeniyle ek bir stres kaynağı haline gelebilir. Alkol kullanımı için de benzer şeyler söyleyebiliriz. Alkol de stres anında kişiyi rahatlatma  gibi bir etki yapsa da, uzun vade de fizyolojik ve psikolojik bağımlılığa yol açtığından başlı başına bir stres faktörü haline gelebilir. 

Bazıları, strese tepki olarak geri çekilir, içine kapanır, pasifleşir, sorunlarıyla yüz yüze gelmekten kaçınır. Bazen de sorunlarını tümüyle yok sayarak, olayların dışına çıkarlar. Böyle bir davranış o insanın karşısındaki kişiye sıkıntı ve öfke duyguları yaşatabileceğinden, bu kez ilişkilerde sorunlara yol açabilir. Başlangıçta stresi yaratıcı olaylardan uzak kalırsa bile sorun çözülmemiş olarak ortada kalır.

            Stres karşısında yaygın kullanılan bir başka tutum da olaylar  karşısında aşırı tepki göstermektir. Küçücük hayal kırıklıklarının dert edilmesi, ya da değişikliklerden olumsuz şekilde etkilenme bu tür davranışlara örnektir. Aşırı tepki verme çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Başkalarına yönelik öfke nöbetleri, kırıcı olma, kaygılanma vb. gibi davranışlar bunlardan bazılarıdır. Çoğumuz zaman zaman bu tür aşırı tepkilerde bulunmuşuzdur. Ancak, bunun bir alışkanlık haline gelmesi bizleri yalnızlığa götüreceğinden  strese daha  da yatkın kılar.

            Bir başka zararlı alışkanlık da, stres karşısında hiç tepki göstermeyip, yaşanan sıkıntıyı içimizde biriktirmedir. Bu birikimler sonucunda artık daha fazla dayanamayacağımız için, normal zamanlarda  hiç de önemli olmayan herhangi bir olayın, hiç beklenmedik bir anda strese dönüşme olasılığı artar. Ayrıca stresin birikebilen bu niteliğini fark etmek güç olduğundan, dayanma sınırlarımızı zorladığımız da olur.

            İşlerimizi planlamak için zaman ayırmadığımız takdirde, sınırlı bir süre içine çok sayıda işi sıkıştırmaya çalışırız. Ya da önceden sezilebilecek bazı olumsuz olayları gözden kaçırabiliriz. Her iki tür davranış da yaşadığımız stresli olayların yoğunluğunu ve sayısını arttırabilir.

            Stresle başa çıkma tarzımız ne olursa olsun, “esnek” olabilmek önemli bir niteliktir. Bir başka başa çıkma davranışı daha yararlı olabilecek iken, tek bir davranışın alışkanlık halinde kullanılması, başa çıkma tarzınızın esnek olmadığına işaret eder. Bu alışkanlığınız bazı durumlarda işe yararken, diğerlerinde yetersiz kalabilir. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta budur. Herhangi bir başa çıkma tarzının etkililiği ve esnekliği, stresli bir durum içindeyken elimizdeki diğer seçenekleri araştırmamıza olanak sağlayıp sağlamadığıyla belirlenir. Esneklik, değişime daha açık olmamıza olanak tanır. Böylelikle stresli olarak algıladığımız olay sayısı azalabilir.                           

B-Stresle Baş Etmede Kullanılan Etkili Yollar      

Stresle baş etmede iki yol vardır: Durumu değiştirmek yada duruma gösterilen tepkileri değiştirmek.

  • Çevresel stresörler üzerinde etkili olanlar,

  • Zihin üzerinde etkili olanlar,

  • Beden üzerinde etkili olanlar,

  • Aynı anda pek çok düzeyde etkili    

1- Çevreye Yönelik Olanlar:  (Durumu Değiştirmeye Yönelik Olanlar.) 

 Etkili  Zaman Planlaması Yapılması:

  • Düzenli olmak,

  • Yazılı planlar yapmak,

  • İşleri uygun kişilere paylaştırmak,

  • Zaman cetveli kullanmak.

Problem Çözme Teknikleri:

Problem çözme teknikleri en çok kontrol edebileceğimiz sorunlar üzerinde kullanılır. Herhangi bir problemi çözerken beş basamaktan geçilir:

a-Problemi saptama

  • Bu durum neden bir problem oldu?

  • Bu, yalnızca benim açımdan mı bir problem, yoksa başkaları da bunu böyle mi görüyor?

  • Benim bir katkım var mı?

  • Katkısı olabilecek başka şeyler ya da kişiler var mı?

b-Seçenekleri gözden geçirme:

        Olabildiğince çok seçenek üretmektir. Aşırı komik ve saçma görünse de tüm seçenekleri gözden geçirin. Unutmayın  seçenek listesinde yer alması gereken ve değişmeyen iki seçenek daha vardır:

  • Problemi bir yana bırakarak, stresli durumlardan kaçmak.

  • Problemin bizde yarattığı duygular üzerinde yoğunlaşmak.

c- Her iki seçeneğin avantaj ve dezavantajlarını gözden geçirdikten sonra bir çözüm yolu seçme

d-Eyleme geçme

Seçilen çözümün nasıl yapılacağını iyice bilmek gerekir 

e-Sonuçları değerlendirme.        

2- Zihne Yönelik Olanlar: (Duruma Gösterilen Tepkileri Değiştirme)  

a-Kişinin Kendisiyle Olumlu Diyalog Kurması:

          Diyelim ki, işinizde yaptığınız görevle ilgili önemli bir bilgiyi atladığınızı fark ettiniz. Kendi kendinize şöyle söylenebilirsiniz: “Berbat bir şey oldu. Böyle devam
 edersem asla başaramam.”

Ya da şunları diyebilirsiniz: “ Çok aptalca bir hata idi. Ama yaptığım en kötü hata sayılmaz. Amirimle konuşup eksik kalan kısmı

 eklemeyi önerebilirim. Hatamı ve eksiğimi fark ederek düzeltmeye uğraştığımı görürse memnun bile olabilir.”

         Yukarıdaki ilk grup düşünce tarzı, olumsuz ve kişinin kendisine zarar veren türdendir. İkinci gruptaki düşünceler ise; daha olumlu ve sorunu çözmeye yöneliktir. Bunların ikisi de “ kendi kendine konuşma” örnekleridir.

Olaylar karşısında gösterilen olumsuz tutumlar ya da daha açıkçası kişinin kendi kendine söylediği olumsuz sözler, o olaylar sırasında hissedilen gerginliği arttırmaktadır.

           Kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz içerikli konuşmalar, zaman geçtikçe otomatikleşir ve olumlu bir içerik ile kolayca yer değiştiremez. Stres düzeyini düşürmek istiyorsanız, bu olumsuz düşüncelerin farkına varmanız çok önemlidir. Kendinizi hangi durumlarda ve ne kadar eleştirirsiniz? Kendinize sık sık kızar mısınız?       

  • Stresle dolu olmasını beklediğiniz bir duruma girmeden önce kendinizi buna hazırlayın. Geçmişte benzer bir olayı başarıyla çözümlediniz mi? Bunu hatırlamaya çalışın. Daha sonra tıpkı atletlerin yarışmadan önce yaptıkları gibi, kendi kendinizi coşturun.

Örnek: “ Biliyorum....Bu işi becerebileceğim. Geçmişte de benzer durumlarla başa çıkmıştım.”

           “ Dünyanın sonu değil ya, her inişin bir çıkışı vardır.”

  • Sonra mantıklı düşünmeye çalışın.

Örnek: “ Problem daha büyümeden, yapabileceğim bir şey var mı? ”

            “  Belki başa çıkabilmek için bir plan geliştirebilirim. ”

  • Stresli durum sırasında da şu tür başa çıkma cümleleri uygun olabilir.

Örnek: “ Omuzlarımın gerginleştiğini hissediyorum. Bu normal.... Eğer kaslarımı biraz gevşetebilirsem, kendimi daha sakin hissedebileceğim. Belki durumu atlatıncaya kadar iyi gelebilir. ”

            “ Her seferinde tek bir işi ele almaya çalışmalıyım. ”

            “ Çok rahatsızım ama, bu dünyanın sonu değil. Bunu da atlatırım. ”

            “ Elimden geldiğince sakin olmaya çalışmalıyım.

          Diyelim ki probleminizi başarıyla çözdünüz. Muhakkak kendinizi ödüllendirin. Bu aşamada kendinize söyleyeceğiniz olumlu sözler daha sonra karşılaşılan problemlerde kendinize daha güvenli olmanızı sağlayacaktır.  

   “ İşte yaptım ve oldu !”

  “ Amirimle sorunumu görüşmem düşündüğüm kadar kötü olmadı.”

  “ Aferin bana!                                                                                                                                      

Kendi kendinizle yaptığınız bu olumlu diyalog , stresi yaşantınızdan alıp götürmeyecektir, ama onunla, olumlu başa çıkabilmeniz için listenize ekleyebileceğiniz önemli bir araç olacaktır.  

b-Etkili İletişim : ( Durumu ve Duruma    Gösterilen Tepkiyi Değiştirme)

           Stresli durumlar, genellikle insanlar arası ilişki sorunlarından kaynaklandığına göre, sorunlarımızı bu kişilerle tartışabilmek, çözüm için bir anahtardır. Ancak, bu tartışmayı yaparken, siz ya da karşınızdaki kişiler yoğun bir kaygı duygusu yaşıyorsa, iletişim çok zor olabilir. Üstelik bu durum yaşamakta olduğumuz stresi arttırabilir.     

         Kişiler arası ilişki sorunlarını daha az stresli, daha az duygusal tutabilmek için çeşitli yollar vardır:

  • Stresli olacağını tahmin ettiğiniz bir duruma girmek üzereyken önce kendinizi hazırlayın. O sırada yaşadığınız korku, kaygı, tedirginlik, kızgınlık v.b. duygular üzerinde odaklaşmak yerine, dikkatinizi, elde etmeyi arzuladığınız sonuç üzerinde yoğunlaştırınız.

  • Herhangi bir etkileşimden neler elde etmek istediğinizi önceden düşünürseniz, etkileşim başladığında daha sakin olur, istediğiniz sonuçlara daha kolay ulaşırsınız.

  • Herhangi bir sorunu nasıl söze döktüğünüz çok önemlidir. “Sen”li cümlelerden (yüklemi sen olan cümleler), kaçınmaya çalışın. “Sen”li cümleler insanları, genellikle aşağılama eğilimindedir; karşısındakinin neler düşündüğü, neler hissettiği konusunda yorumları içerir. (Sanki bu düşünce ve duyguları, ondan daha iyi bilebilirmişiz gibi.) 

  • “Ben”li cümleler ise sorumluluğu kişinin kendi üstünde tutar. Kişinin görüşlerini, duygularını açıkça ortaya koymaya yardımcıdır. Bu nedenle karşı tarafın savunmaya geçmesi pek olası değildir. Taraflardan bir suçlamaya yada eleştirmeye kalktığında, düşünce ve duygularını belirtmiş olan taraf, “Ben öyle hissediyorum” dediğinde tartışma kesilir.

 Örnek:

  • Yeterince  açık konuşmuyorsun- söylemeye çalıştığın şeyi anlamıyorum, ifadesi

  • Bana doğru söylemiyorsun-yerine- bana doğruyu söylemediğini düşünüyorum, ifadesi kullanılmalıdır.

Soru Sorma Teknikleri:

          Etkili iletişimde sorular da güçlü araçlardır. Soru türünü seçerken içinde bulunduğunuz durumu dikkate alın. Bilgi alış-verişi mi yapıyorsunuz, bir soruna çözüm mü arıyorsunuz yada danışma-görüşme mi yapıyorsunuz.

 Açık uçlu sorular, karşıdaki kişiye en üst düzeyde özgürlük hakkı veren sorulardır.

  • .... konusunda  neler hissediyorsun?

  • .... bir kısmını bana anlatabilir misiniz?

  • Bana .... tanımlayabilir misiniz?

3-Bedene Yönelik Olanlar: (Duruma Gösterilen Tepkileri Değiştirme)

a-Doğru Egzersiz:

        Doğru egzersiz, bir çok amaca hizmet edebilir. Becerileri arttırabilir, esnekliği, kas gücünü ve dayanıklılığı geliştirebilir, gerilimi hafifletebilir, kilo vermeye ve almamaya yardımcı olabilir ve özellikle de kalbin beden dokularına oksijen sağlayabilmesini kolaylaştırarak, bedenin genel fizyolojik koşullarını iyileştirebilir.

Fiziksel aktivite bedenin psikolojik ve fizyolojik kökenli uyarılmışlık düzeyini azaltıcı doğal bir mekanizmadır.

Stres yönetimi açısından egzersizlerin şöyle yararları mevcuttur.

  • Stres karşısında aşırı tepki vermeyi azaltır.

  • Egzersizle birlikte bedende aniden yüksek düzeyde bir uyanıklık oluşur. Bedenin “fren sistemi” devreye girer.  Stres aniden düşer.

  • Kaygı ve gerginliğin azalması görülür.

  • Kişinin kendine saygısı artar.

  • Bedeni stres ile ilgili hormonlardan arındırır.

b.Beslenme Alışkanlıkları: ( Duruma Gösterilen Tepkileri Değiştirme)   

Kahve, çay, çikolata, kakao, kolalı içecekler kendiliklerinden strese yol açan besinlerdir. Bu besinler, stres tepkisini başlatan kimyasal maddeler içerirler. Bu besinler alındıklarında, stres tepkisini harekete geçirirler. Uyanıklık ve hareketliliği arttırırlar. Bir oturuşta, arka arkaya 20 fincan kahve içilse, öldürücü dozda kafein alınmış olur. Aşırı kahve tüketiminin en sık rastlanan yan etkileri arasında kaygı, sinirlilik ve huzursuzluk halleri, ishal, düzensiz kalp atışları ve dikkati yoğunlaştıramama gibi stres belirtileri ortaya çıkar.

         Pek çok insan, kahve ve çay yerine ıhlamur, adaçayı gibi bitki çayı içmeyi yeğlerler. Bunların içinde kafein miktarı sıfırdır. Örneğin papatya çayının sakinleştirici bir etkisi vardır.

Beslenme konusunda bir diğer önemli husus stresle vitaminler arasındaki ilişkidir. Stresli zamanlarda sinir sisteminin ve iç salgı sistemlerinin düzgün çalışmalarını sağlamak için bazı vitaminlere çok fazla gereksinim duyulur. Bunlar B kompleks ve C vitaminleridir. Bu vitaminlerin  eksikliği stres yaratan faktörlere olan toleransı ve bunlarla başetme becerisini de düşürür.

B vitaminlerindeki eksiklikler kaygı, huzursuzluk ve genel sinirlilik hali yaratırlar. Vücuda gerekli olan B kompleks vitamini eksikliğine yol açan bir yanlış beslenme alışkanlığı rafine beyaz şeker tüketimidir. Şeker, şekerle yapılan pastalar, kurabiyeler, draje şekerler iyi birer enerji kaynağıdır. Başka da bir özellikleri  yoktur. Bu besin maddelerinin beden tarafından kullanılır hale getirilmesi ve enerjiye dönüşebilmeleri için B kompleks vitaminlerine ihtiyaçları vardır. Beyaz un tüketimi de B vitamini eksikliğine yol açan beslenme alışkanlıklarından biridir.

Kan şekerinin aşırı düşmesine hipoglisemi denir. Kaygı, baş ağrısı, baş dönmesi gibi belirtileri vardır. Bu belirtiler bireyi huzursuz ve sabırsız hale sokarlar. Kişinin strese dayanıklılığını düşürürler. Aç kaldıklarında huysuzlaşan insanlar da görülen budur. Beyaz tuz kullanımı da, vücutta aşırı su tutumu sonucu yüksek tansiyona yol açmaktadır.

Beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyerek enerji düzeyinizi, strese gösterdiğiniz tepkilerinizi ve genel sağlığınız üzerindeki kontrolünüzü arttırabilirsiniz.

4-Çok Yönlü Olanlar: (Durumu ve Duruma Gösterilen Tepkileri Değiştirme)

Aynı zamanda pek çok düzeyde, hem bedende hem zihinde etkili olan yollar gevşeme, meditasyon ve yogadır. Çeşitli gevşeme yolları vardır:

Bunlar; Sistematik Gevşeme, derin solunum ve zihinde canlandırmadır.

Sistematik Gevşeme:

                   Gevşemeyi öğrenmiş ve bunu yapabilen kişilerin çoğu, gevşemeye ayırdıkları zamanın yaptıkları işi engellemediğini, tersine daha çok işi yapabildiklerini söylüyorlar. Gevşemeden sonra, gerilimlerinin azaldığını, enerjilerinin arttığını söylüyorlar.

Gevşemeye ayrılan zaman, yoğun stresin olumsuz fiziksel etkilerini azaltmaya da yardımcı oluyor. Gevşeme, zihinsel ve fiziksel uyarılmışlığı düşük düzeyde tutacak ve dengeleyecek faaliyetleri içerir. Metabolizma yavaşlar. Stresle ilişkili hastalıklar önlenebilir.

Derin Solunum:

         Stresli bir durumda, gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi solunumunuz üzerinde yoğunlaştırın. Burnunuzdan doğal bir şekilde ve kolayca soluk alıp verin. Aldığınız nefesle göğüs kafesinizi değil, diyaframınızı aşağı doğru itip balon şişirir gibi karnınızı şişirin. Omuz ve boyun kaslarınızı olabildiğince gevşetin. Çok kısa bir zaman içinde gerginliğin vücudunuzdan kayıp gittiğini fark edeceksiniz.

Zihinde Canlandırma:


         Kendinizi çok rahat bir yerdeymişsiniz gibi hayal edin. Neler hissettiğinizi yaşamaya çalışın. Örneğin; kumsalda olduğunuzu hayal etmişseniz, yüzünüzdeki güneşin sıcaklığını, hafif rüzgarı hissetmeye çalışın. Sahneye ne kadar çok ayrıntı eklerseniz o kadar çabuk ve kolay gevşersiniz. Bu hayali yerde kısa süre kaldıktan sonra dinçleştiğinizi ve sakinleştiğinizi göreceksiniz.

STRESE KARŞI BEDEN VE RUH SAĞLIĞININ KORUNMASI


 İnsanın strese karşı beden ve ruh sağlığını koruyabilmesi için şu hususlara özen göstermesi gerekir

  • Yavaş yemek yiyin. Her lokmayı iyice çiğneyip, öyle yutun.

  • Az ve sık yemek yiyin.

  • Sabahları kahvaltı edin.

  • Akşam yemeklerini az yiyin.

  • Akşam yemeklerinden üç-dört saat sonra yatın.

  • Yatmadan önce yarım bardak ayran ya da süt için.

  • Çeşitli besin maddelerinden oluşan yiyecekleri seçin.

  • Tereyağı ve margarinden kaçının. Bitkisel yağları tercih edin.

  • Şeker, ekmek, tatlı gibi karbonhidratı bol olan yiyecekleri azaltın.

  • Yemeklerinizden kırmızı eti kaldırın. Onun yerine balık ve tavuk eti yiyin.

  • Az yağlı süt için. Yağ düzeyi düşük peyniri ve yoğurdu tercih edin.

  • Yiyeceklerinize fazla tuz koymayın. Kan basıncında yükselmeler oluyorsa tuzdan kaçının.

  • Şeker hastalığı gibi tıbbi bir sakınca yoksa bol bol meyve ve sebze yiyin.

  • Alkol almaktan kaçının. Alkol alma alışkanlığınız varsa, akşam yemeklerinde, yemek arasında bol suyla ve yavaş yavaş, için.

  • Sigara içmeyin. Sigara alışkanlığınız varsa ve bırakmakta zorlanıyorsanız, günde üç-beş sigaradan başka kullanmayın.

  • Alışkanlığınız varsa, günde bir-iki kahve, iki-üç bardak çaydan fazlasını içmeyin.

  • Uykunuzun düzenli olması için özen gösterin. Yatma, kalkma saatlerinde değişmeler yapmayın.

  • Uykudan önce gevşeme çalışmaları yapın.

  • Uykudan önce gerginlik ve kaygı veren durumlardan uzak durun. Kavga etmeyin, tartışmayın. Korku filmleri izlemeyin.

  • Ruh sağlığını korumak, zorlanmayı önlemek veya ortadan kaldırmak için dinlenme ve hareket etmeyi öğrenmek gereklidir.

  • Kendinize gün, hafta, ay, yıl içinde dinlenme saatleri, günleri, haftaları ayırın. Yıllık dinlenmenizi bulunduğunuz çevrenin dışında yapmaya çalışın.

  • Bu sürelerde işiniz dışındaki olaylarla konularla ilgilenin.

  • Boş zamanları değerlendirmenin, dinlenmenin çalışmamak değil, çalışmanın biçimini değiştirmek olduğunu unutmayın.

  • Dinlenme sırasında sağlık durumunuza, yaşınıza göre, yürüyüş, koşu, fizik çalışmaları, atletizm, basketbol, tenis, voleybol, yüzme gibi sporlar yapmak için zaman ayrın.

  • 25- Ailenize zaman ayrın ve çocuklarınızla oynayın.

  • 26-Benliğinizi tanıdıkça doğru ve iyi bulduğunuz yönlerinizi geliştirmek, eksik, hatalı, kötü yanlarınızı denetleyebilmek için çaba harcayın.

  • Ruh sağlığının temeli “ kendini bil” ilkesine dayanır. Bu nedenle  zaman zaman benliğinizle iletişim kurun. Endişe, kaygı, kızgınlık, korku gibi size elem veren duygulanım durumlarının nedenlerini araştırın. Bu durumların sizden kaynaklanan nedenleri varsa gidermeye çalışın. Başkalarından kaynaklanan nedenlerine gerçekçi çözümler arayın.

  • Yaşınız ne olursa olsun başkalarıyla iletişim kurmanın gerekli olduğunu unutmayın. Başkalarıyla ilgi, sevgi ve hoşgörüye dayanan iletişimin ruh sağlığınızın önkoşulu olduğunu kabul edin.

  • İletişim sırasında belirli ölçü ve sınır içinde sürekli olarak eş duyum kurmaya, kendinizi başkalarının yerine koyarak durup düşünmeye çalışın.

  • Başkalarından gelen önerilere her zaman açık olun. Ancak son kararı daima siz verin.

  • Kendinize güvenin, kendinizde eksik, yetersiz ve hatalı gördüğünüz yanların başkalarında da bulunduğunu düşünün.

  • Ailede, okulda, işyerinde, özetle içinde bulunduğunuz her ortamda rol ve yer alın. Sorumluluk yüklenin.

  • Sorumluluk , özgürlük ve özerklik sınırlarınızı iyi belirtin. Ağır sorumlulukların baskısı altıda ezilmeyin. Kendinizi alabildiğine özgür ve özerk görmeyin.

  • Engeller karşısında başarısız, sorunlar karşısında çaresiz kalırsanız ezilmeyin, bıkmayın, yılmayın. Yeni çözümler, yeni yollar arayın.

  • Başarısızlıklarınızdan, hatalarınızdan ders alın. Buları tarafsız bir gözle değerlendirin. Nedenlerini başkalarında aramadan önce kendinizde arayın. Bulduğunuz nedenler varsa, onları bir daha  yapmamaya çalışın.

  • Günlük çalışma, iş ve uğraşınız dışında kalan zamanınızı kişiliğinizi geliştirecek, güçlendirecek, güven duygusunu pekiştirecek, çevreye ve topluma olumlu katkısı olacak biçimde değerlendirin.

  • Sürekli olarak kendinizi yenilemeye çalışın. Gelişmelere, değişmelere yabancı ve uzak kalmayın. Eski duygu ve düşüncelerinizle yeniler arasında bağlantı kurun.

  • Geçmişteki başarısızlıklarınız ve hatalarınız için pişmanlık duymayın, sürekli olarak kendinizi veya başkalarını suçlamayın, bu tür duygulara takılıp kalmayın. Bunları yararlanılması gerekli birer deneyim olarak değerlendirin. Enerjinizin, gücünüzün bunlara takılıp kalmasının günlük yaşamınızı ve geleceğinizi olumsuz biçimde etkileyeceğini düşünün.

  • 39- İçinde bulunduğumuz çağın ve yaşın bedensel ve ruhsal özelliklerini bilin. Kendinizin ve başkasının davranışlarını değerlendirirken bu özelliklerin de etkili olabileceğini düşünün.

  • Ölümü yaşamı tamamlayan bir son olarak kabullenin.

  • Çocuklara ve gençlere ilgi ve sevgi gösterin. Onların mutluluklarından, umutlarından esinlenin, yararlanın.

  • Saygı duyduğunuz, değer verdiğiniz duygularınız, düşünceleriniz, inançlarınız olsun. Bunlar için çaba harcayın, çalışın.

  • Başkalarının da saygı duyduğu, değer verdiği duyguları, düşünceleri, inançları olduğunu göz önünde bulundurun.

  • Size uymayan, ters düşen değer yargısı, duygu, düşünce ve inançlar karşısında anlayışlı, esnek ve hoşgörülü olun. Bağnaz ve saldırgan olmayın.

  • Karşı cinsle ilgi, saygı, sevgi, anlayış, beğeni ve desteğe dayalı ilişkiler kurup sürdürün. Karşı cinsi kendinizle eşit  görün, küçük görüp ezmeyin, büyük görüp korkmayın.

  • Görev ve sorumlulukları ertelemeyin, zamanında yerine getirin.

  • Sorunları biriktirmeyin, ortaya çıktıklarında çözmeye çalışın,  küçük sorunların birikip büyümesine izin vermeyin.

  • Değer verdiğiniz insanları yitirdinizse, nedenlerini araştırın. Sizden kaynaklanan ilgisizlik, sevgisizlik, iticilik, saldırganlık varsa, bunları gidermenin yollarını araştırın.

  • Hatalarınızı görün, hatalarınız gösterildiğinde kabul edin.

  • Zamanınızı elden geldiğince istediğiniz gibi kullanmaya çalışın. Kendi başınıza kalacak, dilediğinizi yapacak zaman ayırın.

  • “Hayır” demeyi öğrenin. İstemediğiniz, size yeni yükler getirecek, sorunlar oluşturacak, sizi zorlayacak durumlara hemen boyun eğmeyin.

  • Seçeneklerin arasında “yukarıdakilerin hiç biri “ seçeneğinin bulunduğunu unutmayın.

  • Kendinizi, eksiksiz ve kusursuz iş yapma baskısından kurtarın. Yapabileceğinizle yetinin.

  • Kendinizi bütün arkadaşlarınız, yakınlarınız tarafından sürekli ilgi görmesi, takdir edilmesi gerekli  bir insan olarak değerlendirmeyin. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Sizi  seven, sayan insanlar bile kimi durumlarda sizi eleştirebilirler, yerebilirler. Bunu bir bilgilendirme olarak kabul edin ve yararlanmaya çalışın.

  • Kendi değerinize sahip çıkın. Ne olursa olsun kendinizden hoşnut olun. Farklı olmaktan korkmayın.

KAYNAK: Emniyet Genel Müdürlüğü-Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Ruh Sağlığı Merkezi.

 

  • BİMER
  • İçişleri Bakanlığı
  • Konya Valiliği
  • Konya B.Belediyesi
  • Selçuklu Belediyesi
  • Meram Belediyesi
  • Karatay Belediyesi
  • Güvenli Web
  • Kurumsal E-Posta
  • Polis Radyosu
  • Polsan
  • PEKAY
  • TUBİM
  • KGYS