|


 |
|
Konya Emniyet Müdürlüğü
|
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA BÜRO AMİRLİĞİ |
|
|
|
NLP Nedir? |
Neuro-Linguistik
Programlama, zihin-dil arasındaki sürekli etkileşimin
davranışlarımıza nasıl yansıdığını tarif eder ve insan
yaşamında en etkili üç unsura odaklanmıştır:
Neuro : Nörolojik sistem, vücudumuzun fiziksel
fonksiyonlarını nasıl yerine getirdiği ve beş duyu
organımızdan gelen bilgileri işleme tarzı ile ilgilidir.
Linguistik : Kullandığımız dil çevremizle ve kendimizle
nasıl iletişim kurduğumuzu ve buna bağlı olarak yarattığımız
etkiyi belirler.
Programlama : Bilgisayar bilimlerindeki programlama
kavramından alınmıştır ve hepimizin (fark ederek ya da
etmeyerek) sürekli kullandığımız zihni süreçlere karşılık
gelir.
1970’li
yılların başında California-Santa Curus Üniversitesinde
Richard Bandler, Gestatt ekolünü araştırırken ona aynı
üniversitede dilbilimci olarak çalışan John Grinder de
katılır. Araştırmaları sırasında dönemin ünlü terapisti
Milton Erickson’un başarıları dikkatlerini çeker. M.
Erickson bilinen yöntemlerle çok uzun sürecek tedavi
sürecini çok kısaltmış ve daha az çaba gerektirecek yeni
yöntemler keşfetmiştir. Bu başarıyı inceleyen J. Grinder ve
R. Bandler aynı başarıyı elde etmek için onu modellemeye
başladılar. Bu yöntemde davranış ve düşüncelerimizde
bilinçsiz aklın büyük büyük rolü olduğu tezi vardı. M.
Erickson bilinçsiz akılla nasıl iletişim kurulabileceğini ve
bilinçsiz aklın çalışma prensiplerini bulmuş; böylece pek
çok insana değişimi kolayca sağlamıştır.
Önceden yapılan araştırmalarda başarısızlığın sebepleri,
başarısızlığın nasıl önlenebileceği üzerinde yoğunlaşmıştı.
J. Grinder ve R. Bandler, başarısızlığın nedenleri değil
başarının nasıl elde edildiği üzerinde durarak bu işe
başladılar. “Başarı nedir? Kimler başarılı oluyorlar?
Başarılı insanların ortak yönleri nelerdir? Çok çalışanlar
mı başarılı oluyorlar?” Gibi birçok temel sorunun cevabını
araştırmaya başladılar.
Bu arada çok can alıcı bir soruyu da araştırdılar: “Başarı
bir tesadüf mü yoksa öğrenilebilir mi? ya da başka bir
deyişle herkes başarılı olabilir miydi?” Bu soru. Başarılı
insanlar üzerinde yaptıkları araştırmalarda başarılı
insanların ortak özelliklere sahip olduklarını ve bu
özellikler sayesinde başarı gösterdiklerini gördüler.
Başarısız insanların da ortak yönleri olduğunu gördüler.
Başarısız ve başarılı insanlar arasındaki farkları
belirlediler. Ve şöyle sonuçlara ulaştılar:
“BAŞARI, BİR TESADÜF DEĞİLDİR! Her insan başarılı olabilir.
Bazı insanlar başarılı olmayı farkında olmadan öğrenirken
bazıları yine farkında olmadan başarısız olmayı
öğrenmektedirler. Başarısızlığı öğrenen insanlar ne kadar
çalışsalar da başarıyı yakalayamıyorlar. “ J. Grinder ve R.
Bendler çalışmalarında “neyin, nasıl, kötü yapıldığı
üzerinde durmak yerine “neyin, nasıl iyi yapıldığı” üzerinde
yoğunlaştılar. Kazandıkları bilgi ve deneyimler ışığında
başkalarına da başarılı olma yollarını öğreterek onlara da
başarılı olma becerisi kazandırdılar. Wayt Woodsmall Bendler
ve Grinder’in çalışmalarına katılmış ve özellikle de
modelleme konusunda NLP’ye yeni bir boyut kazandırmıştır.
Yaptıkları çalışmaları ve buluşlarını Neuro Linguistic
Programming (NLP) adı altında sistemleştirdiler. Türkçe’de
“Sinir Dili Programlaması” şeklinde adlandırılan bu bilim
dalı Amerika ve Avrupa’da kısa zamanda yaygınlık kazandı.
Ardından dünyanın pek çok ülkesiyle birlikte Türkiye’de
tanınıp yaygınlaştı. Son yıllarda ülkemizde bir çok kişi NLP
üzerinde çalışmaya başladı ve NLP hızlı bir şekilde
yaygınlaştı. |
|
NLP ve İlkeleri |
NLP,
önce kişinin kendini anlaması, kendi iç çelişkilerinden
kurtulması, endişe ve korkularından sıyrılması ile başlayıp,
çevresini, toplumu ve genel olarak dünyayı daha iyi
anlamasını, yaptığı hareketlere bu gözle bakmasını ve
davranışlarını buna göre düzenlemesini sağlayan bir
sistemdir. NLP, birçok kişinin katkısı ile oluşturulmuş,
bilimsel temeli olan bir sistemdir. Kısaca söylemek
gerekirse NLP, insan davranışlarının modellenmesi üzerine
kurulmuştur. Amacı, etkili iletişim kurmak ve sürekli
geliştirmektir. Anahtar kelimeler iletişim ve gelişimdir.
NLP'yi etkili iletişim kurmak için size gerekli araçları
sağlayan bir alet çantası olarak düşünebilirsiniz. Bu
aletleri doğru kullanırsanız işinizde, özel yaşantınızda,
insanlarla ilişkilerinizde çok olumlu gelişmeler
kaydedeceksiniz.
NLP Neuro Linguistic Programming kelimelerinin
birinci harflerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Daha
önce çok anlamsız gelen bu üç harf simdi beynimizde başka
bir boyutta anlam ifade etmektedir. Bu sizin
beyninizde de gerçekleşebilir.
Neuro: Beynimizi ve duyularımızı ifade etmektedir.
Yaşadığımız tecrübeleri 5 duyumuzla algılayıp proses eder ve
beynimize yerleştiririz.
Linguistic: Dil ve sözsüz iletişimimiz, beynimizde
kodlanarak anlam verilen derin yapımızdaki programların
ifadelendirilmesidir.
Programming: Beynimiz, duyularımız ve iletişimimizi
doğru olarak organize ettiğimizde arzuladığımız hedeflere,
başarılar ve sonuçlara ulaşma kabiliyetimizi ifade
etmektedir.
Her davranışımızın temelinde derin yapımızdaki anlamları
ifade eden geri besleme vardır. Bu çerçeve içinde ve dışında
kalan bütün davranışlarımız modellenebilir, öğretilebilir ve
değiştirilebilir. Hangi konuda nelerin işe yarayabileceği
ise öğrenilmiş yeteneklerin kullanılması ile mümkün
olmaktadır.
NLP’nin Temel İlkeleri
1 - Harita bölge değildir.
2 - İnsanlar ihtiyacı olan şeylere sahiptir ya da
yaratırlar.
3 - Başarısızlık yoktur. Yalnızca sonuçlar vardır.
4 - Birisi istediğimiz bir şeyi yapabiliyorsa biz de onu
yapmayı öğrenebiliriz. Hatta başkalarına öğretebiliriz.
5 - İlgi neredeyse enerji oradadır.
6 - Her sonucun bir yapısı vardır.
7 - Zihin ve vücut aynı sistemin bir parçasıdır.
8 - İnsanlar kendileri için doğru kararları verebilirler.
9 - Olumsuzlukların altında olumlu nedenler vardır.
10 - Yaptığın işe yaramıyorsa başka bir şey yap. Çünkü
ihtiyacın olan kaynaklara sahipsin.
NLP, (Sinir Dili Programı) "bireysel mükemmelliğin bilimi ve
sanatı" olarak adlandırılmaktadır. Bulunduğunuz durumun
kaderiniz olduğuna ve kaderinizi değiştiremeyeceğinize ne
kadar inanırsanız inanın, yanılıyorsunuz. Sinir Dili
Programını (NLP) uygulayarak tutum, davranış ve
alışkanlıklarınızı değiştirip yaşamınızı
geliştirebilirsiniz. Çoğumuz yaptığımızdan daha fazlasını
başaracak kapasitedeyiz ve hayatta birçok şeyi,
kapasitemizin altında olan işleri yaptığımız için kaçırırız.
Sinir Dili Programı (NLP) uygulayarak, başarı yolunda
öncelikle atılması gereken dört adım vardır, buna başarının
formülü de diyebiliriz.
-İstediğiniz şeyin ne olduğunu belirleyin.
-Harekete geçin.
-Attığınız adımları kontrol edin.
-Davranışlarınızda esneklik geliştirin
NLP'nin Hedefe Ulaşma İlkeleri Nelerdir?
• Her şey bir neden ve amaç için vardır:Başarılı insanlar
kainattaki herşeyin bir amaca hizmet etmek için
yaratıldığını düşünür;başlarına gelen kötü olaylarda
karamsarlığa düşmezler,bu olayın başlarına kasıtlı olarak
geldiğini,kader olduğunu bilirler.
• Başarısızlık diye bir şey yoktur,sadece sonuçlar
vardır:Başarısızlığa inanmak beyni zehirleyen bir
yoldur.Başarısızlıktan korkan insanlar kafalarında nelerin
ters gideceğini düşünür,yeni birşeyler yapmaya doğru adım
atmaya çekinirler.Halbuki muhteşem hayat sürenler
başarısızlıklara “sonuçlar” adını takarlar.Bir şeyler ters
gittiğinde öğretici bir şeyler kazandıklarını
düşünürler,hatalarından ders alırlar.Başarısızlığı geri
besleme olarak düşünürler.
• Ne olursa olsun sorumluluğu üstlenmekten
çekinmeyin:Muhteşem hayat süren insanlar yeryüzündeki her
şeyi kendilerinin yarattığına inanırlar,bu yüzden hiçbir
olayda sorumluluk almaktan kaçınmazlar.
• Bir şeyi kullanabilmeniz için onu anlamış olmanız
gerekmez:Başarılı insanlar bir olayın özünü alır,gerisiyle
ilgilenmezler.Güçlü insanlar incelendiğinde bir çok konuda
bilgi sahibi olmalarına karşın,işlerini en kısa ayrıntısına
kadar bilmedikleri görülmüştür.Zaman onlar için çok
değerlidir.
• En büyük kaynağınız insanlardır: Mükemmele ulaşan
insanlar,belli fertlere değil topluma saygı gösterirler.
• Çalışmak bir oyundur:"Başarının sırrı mesleğinizi tatile
çevirmektir."Mark Twain
• Sorumluluk almadan başarı gerçekleşmez:Büyük sorumluluk
yüklenilmeden büyük başarı gerçekleşmez.Başarılı insanlar
"Neye mal olursa olsun yaparım."demeyi severler.
• İnsanlar amaçlarına ulaşmak için gerekli kaynaklara
sahiptir:"Hayat ya cesur bir tecrübedir ya da bir hiç,seçim
sizin."Alan Keller
• Güç,amaçlanan hedeflere ulaşabilmektir:Amaçladıkları
sonuçlara ulaşan
insanlar güçlüdürler.
• İnsanlar algılayabildikleri arasından en iyi seçeneği
seçerler.
• Her zaman bir seçenek daha vardır:Kaybetmek ve yılmak
kelimelerini hayatınızdan çıkarın. Bir şeyi
başaramadığınızda bunun başarısızlık değil davranışlarınızı
esnek davranarak değiştirmenizi size uyaran bir sonuç
olduğunu bilin.En büyük risk,risk almamaktır.
• Bir insan bir işi başarabiliyorsa,bunu başkaları da
yapabilir:Dünyada herhangi bir kimsenin başardığı bir işi
sinir sistemimizi,kullandığımız
kelimeleri ve vücudumuzu kullanarak biz de
başarabiliriz.İnsanların belli bir sonucu üretmek için tam
ve kesin olarak neler yaptığının açığa çıkartılmasına
modelleme denir. |
|
NLP İş Yaşamınızda Size Neler Sağlar? |
Hedef
belirlemek: Tüm duygu, düşünce ve davranışlarınızı harekete
geçirecek hedeflerinizi nasıl belirleyebilirsiniz?
Duyguları yönetmek: İş yaşamınızdaki olumlu duygularınızı
artırmak ve olumsuz duygularınızdan kurtulmak
performansınızı ne kadar artırır?
Kişisel motivasyonu sağlamak: Kendinizi en iyi şekilde
motive etmeyi öğrenmek başarınızı ne kadar artırır?
Davranış ve alışkanlıkları yönetmek: Hedeflerinize
götürmeyen davranış ve alışkanlıklarınızı değiştirmek ve
yerine hedefe götürecek olanları oluşturmak size ne avantaj
sağlar?
Ekip içi iletişim ve ilişkileri geliştirmek: Yönetici, iş
arkadaşı ve astlarınızla iletişim ve ilişkilerinizi
geliştirmek ekip başarınızı nasıl etkiler?
Satış hedeflerine ulaşmak: Müşterileriniz ile iletişim ve
ilişkilerinizi geliştirmek satış hedeflerinize ulaşmanızı
nasıl etkiler?
NLP, geliştirdiği araç ve tekniklerle iş dünyasında değişime
hızlı uyum sağlayan ve çalışanlarının performanslarını
sürekli artırıp pazarda rekabet avantajı yaratan öncü
şirketlere hizmet etmeye devam etmektedir. |
|
İş Yaşamında Başarının Sırrı:NLP Tekniği |
NLP
nin Tanımı, Amacı ve Unsurları
Neuro (nöro)-Linguistic (Linguistik)- Programming
(Programlama); bir diğer ifade ile beyin dilini programlama
(BDP) olarak tanımlanan NLP tekniği, insanları anlamak ve
etkilemek için oluşturulan psikolojik yetiler olup,
insanların nasıl daha mükemmel performans gösterdiklerini
inceleyerek kişinin bildiklerinden daha fazla esneklik,
yaratıcılık ve daha fazla özgür davranışlar kazanmasına yol
açan ve kişiye başarıya ulaşmada fırsatlar sağlayan bir
tekniktir.
NLP nin özü, bireyin yaşam kalitesini arttırmak, onu olumlu,
ulaşılabilir, gerçekçi, kendine ve başkalarına faydalı, iyi
yapılanmış, dengeli, hedef ve amaçlarının çatısını kurmuş
bir insan haline getirmek ve harekete geçirmektir. Bunun
için insanların daha etkili iletişim kurmasına yardımcı
olarak, kişisel ve kişiler arası mükemmelliği yakalama
amacındadır. Herhangi birinin iletişim, terapi, kişisel
gelişim, başarı ve zihinsel kontrol alanlarında başarılı ve
güçlü olmasını sağlar.
NLP nin içerdiği üç kelimeyi açıklayacak olursak, NLP
hakkında daha iyi bilgi sahibi olabiliriz.
Nöro: Ortaya koyduğumuz her davranış ve düşüncenin kaynağı
sinir sistemimizdir. Sinir sisteminin temeli ise beş
duyudur. Her insan dünyayı farklı biçimde algılar. Bir
deneyimi tanımlarken neler gördüğümüz, neleri hissettiğimiz,
neleri tattığımız ve hangi kokuları duyduğumuz anlatılır.
Kısaca bu kavram ile düşünmeye ve algılamaya, yani herhangi
bir davranışın temelini oluşturan beyinsel süreçlere ve
sinir sistemine gönderme yapılmaktadır.
Dil: Duyu organlarımızla aldığımız mesajlar sinir sistemi
için bir dil teşkil etmekte ve deneyimlerimizi sözcük,
kelime ve sesle anlamlandırmaktayız. Burada konuştuğumuz dil
değil, düşünceyi ifade şeklimiz anlatılmak istenmektedir.
Dil olmadan düşünceyi zihinde canlandıramayız ve onu ifade
edemeyiz. Çevremizdeki insanlarla iletişimimizi dil sağlar.
Kendi iç iletişimimizle de dili kullanırız. Dolayısıyla
düşüncelerimizi ve deneyimlerimizi açıklamak için bir dil
sistemine ihtiyacımız bulunmaktadır.
Programlama : Her davranış bir tür yapı ve kalıp içinde
oluşmaktadır. Sahip olduğumuz duygu, düşünce ve davranışlar
bu programa göre anlam kazanmaktadır. Konuşuyoruz,
yürüyoruz, gülüyoruz, anlıyoruz, düşünüyoruz, ortaya
sonuçlar koyuyoruz. Bunların hepsi bir program dahilinde
olmaktadır. Aynen bilgisayar gibi. Böylece değiştirmek
istediğimiz davranışlar, duygularımız veya inançlarımız için
aynen bir bilgisayar gibi beynimizdeki düşünceleri
programlayabiliriz.
NLP İlkeleriyle Düşünme Ve İnsan Beyninin Programlanması
Beyin, bütün düşünsel faaliyetlerin merkezidir. Ancak onu
yeterince tanımamaktayız . Beynimizin ancak %1 ini
kullanmakta olduğumuz söylenmektedir. Beyin, diğer
organlarımızı yönettiği gibi kendisini de yönetir. Bedendeki
diğer organlardan farklı olarak beyin kendi kendine öğrenen
bir sistemdir.
Beyin iki yarım küreden oluşmaktadır. Yarım küreler
birbirinden farklı fonksiyonları gerçekleştirir. Sağ beyin
hayal gücü, resim, müzik veya duyular gibi fonksiyonları
yaparken, sol beyin daha çok matematik, dil veya mantık gibi
işlevleri yerine getirir. Sağ beyin yaratıcılığın, sol beyin
mantığın merkezidir. Çoğumuzda bir yarım küre daha
baskındır. Ancak her iki yarım küre de fiziksel olarak
birbirine bağlıdır. Günümüz kültüründe sol beyin ağırlıklı
öğrenme tarzı doğal yeteneklerimize ket vurmaktadır.
Pratikte beynimizin iki tarafını da kullanmamız
gerekmektedir. Şüphesiz beynimizin iki tarafını da zaman
zaman kullanmaktayız. Ancak burada söz konusu olan, her iki
tarafın da kendi görevlerini diğerinden daha iyi yapmasıdır.
Bir diğer ifadeyle birisi diğerine göre daha baskın
olabilir. Örneğin çoğu yönetici, yaratıcı sağ beyninden çok,
mantıklı, ardışık düşünmeye yatkın sol beynini kullanmaya
eğilimlidir. Bunun anlamı, istediğimiz şeyleri
gerçekleştirebilmek için beynimizin her iki tarafını da
kullanmamız gerektiğidir.
Beynin programlanması, ne istediğine yönelik olarak kişinin
yürekten inanması ve beyninin iki tarafını da kullanmasına
imkan tanır. Örneğin sabah erken saatte uyanmak
istediğimizde ve hatta çalar saatimizi kurduğumuzda, saat
çalmadan birkaç dakika önce uyandığımız olmuştur. Bir diğer
ifade ile uyanmak istediğimiz saate göre beynimizi
programlamışızdır. Bu görüşten yola çıkarak NLP tekniğine
göre başarıya ulaşmak için beynimizi programlamak mümkündür.
Bunun için öncelikle yapılması gereken şey, varılacak hedefe
ulaşabileceğine bireyin kendisinin inanması ve beynimizin
her iki tarafının da kullanılmasına imkan tanınmasıdır.
Kişisel yaşamda veya meslek yaşamımızda başarılı olmak
istiyor isek başarıya ulaşmak ve istediğimiz hedefi
gerçekleştirebilmek için önce başarısızlıkla ilgili
düşüncelerimizi değiştirmemiz gerekmektedir. İnsanoğlu,
kendisi ve başkaları hakkındaki inançlarını değiştirirse
düşünceleri de kendiliğinden değişmeye başlar. Düşüncelerin
değişmesi, bireyin hissettiklerini değiştirir. Duyguların da
değişmesi davranışları değiştirir. Davranışların değişmesi,
ürettiğimiz sonuçların kalitesini değiştirir. Kaliteli
sonuçlar da insanın hayatını değiştirir.
İstediğimiz hayatı yaşamak için istediklerimizi bilmek
zorundayız. Bunun yolu da iyi bir plan yapmaktan geçer. Eğer
isteklerimiz gerçekçi ise ve bunlara nasıl ulaşacağımızın
planını yaparsak sonuçlardan emin oluruz. Aynı şekilde
beynimize ne kadar açık seçik, iyi yapılandırılmış mesajlar
gönderirsek, beynimizi o ölçüde programlar ve amacımızın,
hedefimizin peşinden gideriz.
Hedeflerimizi gerçekleştirebilmek için NLP tekniği aşağıdaki
yolları önermektedir.
Karar ver: Ne istediğini bilmek, hedef belirlemektir.
İnsanın doğal hedefe ulaşma eğilimi, çok büyük bir
potansiyeldir. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi için
bilinçli bir şekilde kullanılması ve insanın istedikleri
üzerinde yoğunlaşması lazımdır. Öncelikle ilk adımı atın,
hedefinizi belirleyin, kararınızı verin. Ardından hedefinizi
gerçekleştirdiğinizi önce zihninizde canlandırın. Ancak bir
şeyi arzu etmekle gerçekten istemek farklıdır. Gerçekten
istemek doğru olanı yapmaktır. Doğru neyse onu yapmak için
eyleme geçmek ve tutarlı olmak gerekir.
Eyleme geç: Hedeflere ulaşmanın ve onu kontrol altına
almanın yolu girişken olmaktır. Hedef ne kadar muhteşem ve
belirgin olursa olsun, eyleme geçilmez ise asla sonuca
ulaşılamaz. Bir işi başarmak istiyorsanız yapmanız
gerekenleri yapın. Eğer kursa katılmanız gerekiyorsa
istediğiniz kursa katılın. Konuşmanız gereken biri var ise
ona ulaşın. Bilginizi genişletmeniz gerekiyorsa okumanız
gereken kitapları okuyun.
Sonuçları değerlendir: Hedeflere ulaşıncaya kadar bir çok
kez sonuçları değerlendirmemiz ve nerede olduğumuzu bilmemiz
gerekmektedir. Bütün gelişmeler ölçülüp
değerlendirilmelidir. Bulunduğumuz yerle olmak istediğimiz
yer arasında önce zihinde bir yol oluşturmalı, sonra da
gerçek hayatta o hedefe doğru yürümelisiniz.
Esnek ol: Denemeler sonuç vermez ise başka yollar deneyin.
Unutmayın ki her zaman başka bir seçenek daha vardır. NLP ye
göre başarısızlık yoktur.
NLP İle Mükemmelliğe Ulaşmak
Dünyayı ve çevremizi beş duyu organı ile algılarız. Duyu
organlarımız, uyarılar vasıtasıyla kendilerine gelen
mesajları sinir sistemi yardımı ile anlamlı hale getirerek
dünyayı algılamamıza yardım ederler. Algıladığımız olaylara
mesaj beynimize ulaştıktan sonra tepki veririz. Sesleri
duyar ve onlara anlam veririz. Kendimize ya da başkalarına
sesler yoluyla duygularımızı ifade ederiz. Hayatımızın
kalitesi, kendimizle ve başkalarıyla kurduğumuz iletişime
bağlıdır.
Bazı insanlar düşünürken, olayları algılarken, diğerleriyle
iletişim kurarken değişik temsil sistemlerini kullanırlar ve
o yönlerini ortaya çıkarırlar. Kimi insan olayların görsel
yanıyla daha fazla ilgilenir. Örneğin resme düşkündür.
Resmin büyüklüğü, parlaklığı, renkleri ve hareketliliği
önemlidir. Kimisi ise seslere odaklanır. Düşüncelerinde ses
önemli bir yer tutar. Sesin tonu, şiddeti, yüksekliği,
tınısı, derinliği, ritmi ve uzaklığı önemlidir. Kimileri de
duydukları hislere ve duygulara ağırlık verirler. Duyguları
ön plandadır. Duygularının yoğunluğu, keskinliği, büyüklüğü,
sıklığı, derinliği ve yeri onlar için önemlidir. Hangi
temsil sistemini ağırlıklı kullanıyorsak o sistem düşünce
algılarımızı ve davranışlarımızı oluşturmada yönümüzü
belirler. Buna bağlı olarak bir çok insan, sporda, sanatta
veya müzikte “hiç iyi değilim” diyerek kendini
sınırlandırmaktadır. Oysa bu insanlar, o yöndeki gerekli
olan sistemlerini geliştirmemişlerdir. Birçok insanın iddia
ettiği gibi yeteneklerimizin doğuştan gelmediği
söylenmektedir. O, kullandığımız temsil sistemlerinin
kapasitesine bağlıdır. Örneğin müzikte başarılı olmak
istiyor isek iç işitsel sistemimizi, resim için görsel
yönümüzü, akademik çalışmalar için düşünsel yanımızı
geliştirmeliyiz. Böylece kişisel gelişmemizde bize yol
gösteren NLP, başarımızın ve kişisel mükemmelliği
yakalamanın en önemli yolu olmaktadır.
Tarihte hem sağ, hem sol beynini kullanarak sayısız esere
imza atmış olan Vinchi, Einstein, Gandi, Atatürk gibi ender
insanlar vardır. NLP , insanlara beyinlerinin her iki yönünü
de kullandırarak şimdiye kadar ulaşılması olanaksızmış gibi
görünen hedeflere ulaşmayı kolaylaştırır. İnsanların
iletişim konusunda daha başarılı olmaları, ikna edici
olmaları, olumsuz inançlar yerine kişileri güçlendirecek
inançlar geliştirmeleri, kişilerin doğal becerilerini
istenildiği zamanlarda kullanabilmesi, bir başka kişide
hayranlık uyandıran, kişinin kendisinde olmasını istediği
beceri ve davranışları alıp kullanabilmeleri, iş ve meslek
hayatında başarıya ulaşmaları, kısaca kişisel mükemmelliğin
modelini oluşturmaları NLP tekniği ile sağlanmaktadır.
Burada öncelikle olması gereken, bireyin mükemmelliğe
ulaşacağı konusunda kendine olan inancı ve bu doğrultuda
bireyin düşünce ve davranışlarında yapmış olduğu
değişikliklerdir. Zira mükemmellik kalıtımla geçmez,
öğrenilen bir olgudur. Bir mükemmelliğe ulaşmanın mümkün
olduğuna inanmadığımız sürece, o mükemmelliği yakalamamız
mümkün değildir. İnsanın mükemmelliğine ilişkin potansiyel,
“inanç gücü”nde yatmaktadır.
NLP ve İş Yaşamı
İyi bir iletişimin nasıl yapılacağını son derece iyi
anlatan, ayrıca iletişimin başarıdaki önemini sürekli
vurgulayan NLP tekniği, 21. Yüzyılın başarı teknolojisi
olmaya aday bir bilim dalıdır.
NLP tekniği, özellikle iş dünyasında, yönetim, iletişim,
motivasyon, kişisel gelişim, hedef belirleme liderlik gibi
konularda farklılaşma sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda
spora, aile yaşamına ve kendini geliştirmeye uygulanabilir.
Başarıya ulaşmak ve kişisel mükemmelliği yakalamak isteyen
insanların, değiştirmesi gereken tutum ve inançlarını
değiştirmeyi kolaylaştırarak kişisel hedeflere başarılı bir
şekilde ulaşmasını sağlar. Bu nedenle yönetim ve eğitim
alanında sıkça kullanılmaktadır. Nitekim Avrupa kupasını
elde eden Galatasaray futbol takımının teknik direktörü
Fatih Terim’in NLP tekniği ile eğitilerek takımını başarıya
ulaştırdığı bilinmesi gereken önemli bir konudur. Bu nedenle
kişilerin motivasyon, karar alma, yaratıcılık, iletişim gibi
basit zihinsel stratejileri benimsemesi esnasında NLP
tekniği yeniden değerlendirmeler sağlayarak, bu kişilerin
başarılı liderler haline gelmelerine de olanak tanımaktadır.
NLP tekniğinin iş yaşamındaki yararlarını şu şekilde
sıralandırabiliriz:
* İş yaşamıyla özel yaşamın yapıcı etkileşim kurmasına
yardımcı olur.
* Öğrenme sürecini hızlandırır ve öğrenmeyi etkin kılar.
* Değişimi gerçekleştirir, ilgi ve çalışma alanına uygun
yönetim biçimi bulunmasını sağlar.
* Duyarlılığı artırarak, davranış ve tutumlardaki
titreşimleri sezinleyip yorumlanmasını sağlar.
* Bireysel performansı doruğa çıkarır.
* Yaratıcılığı geliştirir.
* Mükemmelliği hedefler, kişisel mükemmelliğin, örgütsel
mükemmelliğe ulaşmasını sağlar.
* Daha etkin iç ve dış iletişimle, mutluluk ve tatmin
düzeyini yükseltir. Böylece aidiyet duygusunu geliştirir.
* Motivasyonu arttırır.
* Bireyin takım yönetme becerisi, sunuş ve liderlik
yeteneği, görüşme ve hedef yerleştirme yeteneklerini
geliştirir.
* Seçenekleri arttırır, etki alanını genişletir.
Bir organizasyonun en değerli varlıkları insanlardır.
İnsanların kendilerini daha iyi tanımaları, başarıya
güdülenmeleri, çevresindekilerle daha iyi iletişim kurmaları
ve onları daha iyi anlamaları, bunun sonucunda da bu
kişilerin verimliliklerinin ve kapasitelerinin artarak o
işletmeye büyük bir katma değerin katıldığı bilinmektedir.
Toplam kalite yönetimi ve insan kaynakları yönetimi gibi
yeni yönetim modellerinde en az müşteri mutluluğu kadar
önemli olduğu vurgulanan çalışan mutluluğu, artık tüm
işletmeler tarafından kendi ilerlemelerinin temel taşı
olarak görülmektedir. Bu nedenle önce çalışan bireyin
kişisel gelişim ve mükemmelliğe ulaşmaları sağlandığı
taktirde, işletmenin başarılı olması ve mükemmelliği
yakalaması sağlanmış olacaktır.
Her zaman olumlu tavırların prim yaptığı iş dünyasında,
sorunlar yerine çözümlere odaklı bir kurum, en değerli
potansiyelini maksimum düzeyde kullanıyor demektir. Kişisel
değişim oluştuğunda kurumsal değişim de gerçekleşecektir.
Başarılı insanların örnek davranışlarının taklit edilmesine
NLP de modelleme (aynalama) denilmektedir. Modellemenin
kurumsal düzeyde yapılmasına ise Benchmarking ismi
verilmiştir. NLP yi iyi bilen ve kişisel bazda modellemeyi
iyi yapan kişilerin çoğunlukta olduğu bir işletmede örnek
bir kurumun model alınması, yani Benchmarking yapılması çok
daha kolaydır.
Kişisel yaşamla iş yaşamının iç içe geçtiği günümüzde iş
hayatında, özellikle yönetim, satış ve pazarlama
bölümlerinde önemli bir güce sahip olan NLP tekniğini iş
adamlarının ve bütün çalışanların öğrenmeleri, çağımızın bir
gereği olarak ortaya çıkmaktadır.
Sonuç
Zihinsel becerilerin gelişmesine katkıda bulunan, insanlar
arasındaki ilişkilerin gelişmesini sağlayan davranışlar
üzerinde yoğunlaşan NLP tekniği ile, bir çok insanın
zihninde yapacaklarına ve isteklerine odaklanarak daha
verimli ve daha başarılı olabileceği anlatılmak
istenmektedir. |
|
Hayatınızı Kökten Değiştirin |
3
adımda hayatınızı kökten değiştirin.
NLP’ yi uygulayarak değişime başlayabilirsiniz.
NLP severler bu yazıyı mutlaka okuyun.
Hedef belirle ve hemen harekete geç!
Sürekli şikâyet ederiz. "Hiçbir zaman rüzgâr doğru esmedi,
hayat hiçbir zaman benim istediğim şekilde gelişmedi" deriz.
Çünkü, nereye doğru gittiğimizle ilgili hiçbir fikrimiz
yoktur. Böyle insanlar için rüzgâr hiçbir zaman doğru yerden
esmeyecektir çünkü ne istediklerini bilmezler...
İsteklerimize kavuşmak, kalıcı değişiklikler yaratmak
istiyorsak öncelikle hedeflerimizi saptamalıyız. Hedeflerin
yazılı olması çok önemlidir, kendi kendimizle yapılmış bir
kontrat niteliği taşır. Tabii ki hedeflerimiz SMART yani
akıllı olmalı... Yani belerlediğimiz hedef şu özellikleri
taşımalı:
S - (Specifik) Belirli
M - (Measurable) Ölçülebilir
A - (Attainable) Ulaşılabilir
R - (Rational) Rasyonel
T - (Time limited) Zaman sınırlı
Bir SMART hedef örneği:
"1 yıl içinde seyahat ettiğimde yemek ısmarlayacak, otel
bulacak 2 - 3 tezgâhtarla alışveriş yapacak kadar İtalyanca
öğrenmek istiyorum. Buna yarın İtalyanca öğrenecek yer ve
öğretmen arayarak başlıyor, 1 yıl içinde de öğreniyorum."
SMART olmayan bir hedef ise "İtalyancayı çok öğrenmek
istiyorum" demek. Çünkü bunun uzaya çıkmak istiyorum
demekten hiçbir farkı yok. Hedef belirlerken mutlaka pozitif
ve şimdiki zamanı kullanarak cümle kuruyoruz.
2- Kâğıt kalem al, liste yap ve ayıl!
İkinci adımda önce hayatımızda kabul edemeyeceğimiz şeylerin
listesini çıkarmamız gerekiyor. Hemen şimdi tahammül
edemediğiniz şeylerin listesini yapın. Bu ne olabilir?
"Artık başarısız olmak istemiyorum", "Artık az para kazanmak
istemiyorum", "Artık hayatımın benim kontrolümün dışında
akmasını istemiyorum" gibi... Bu liste bizi ayıltıyor.
Sonraki listemiz ne olmak istediğimiz sorusuna yanıt vermeli
ve SMART (akıllı) olmalı. Bu yüzden "zengin olmak
istiyorumödan çok, "Bugünden başlayıp önümüzdeki yıl sonuna
kadar 10 bin dolar biriktireceğim" çok daha akılcı bir
istek. Listeyi yaparken başarısızlığı düşünmek yok. Çünkü
NLP’ye göre başarısızlık yok, sonuç var!
3- Bağlayıcı inançlardan kurtulun
Ben sabırsızım." Bu bir şikâyet değil. Bu bir inanç. Kötü
bir inanç hem de. "Ben sakarım" gibi... Çoğu zaman
inançlarımız tecrübelerin yanlış yorumlarına dayanır. Ayşe,
fakir bir ailede büyümüştür. Boyu kısadır, doktor olmak
istemiş, olamamıştır. Halkla ilişkilerle uğraşır ve "Kimse
beni sevmiyor" der. Şimdi Ayşe’nin inançlarını değiştiyoruz.
"Mutlu bir çocuktum. İyi bir halkla ilişkiler uzmanıyım.
Boyum uzun olmadığı için erkek arkadaşımla birlikteyken
topuklu giyebiliyorum. Erkek arkadaşım ve annem babam beni
seviyor." Ne yaptık? Kötü şeylere odaklanan Ayşe’nin
inançlarının Kötü şeylere odaklanan Ayşe’nin inançlarının
temelindeki varsayımı bozduk. Yeni ve pozitif konsantre
olabileceği gerçeklere odaklanmasını sağladık |
|
Aile İçi İletişimde NLP |
Aile
rehberliği
• Anne-Baba ve Çocuk İletişimi
• Eşler arasındaki uyum nasıl sağlanır?
• Sevgi dilleri ve aile içinde kullanımı
• Aile bireylerinin temsil sistemleri ve farklılıkları
• Çocuğunuzla uyum sağlama yöntemleri
• Karşıdakini kırmadan yönlendirme yöntemleri
• Çocuğun kişiliğinin oluşumunda aile faktörü
• Çocuğun başarıya ulaşmasında aile desteğinin önemi
• Çocuğunuzun iletişim kanalını nasıl belirleyebilirsiniz?
AİLE MODELLERİ
Aşırı İlgili Aile
Aşırı bakım vardır.
Normalden fazla yardım vardır.
Bebeksi bir değer verilir.
Çocuğun her işini anne üstlenir
Çocuklar:
Hep desteklenmeyi bekler.
Risk alamaz.
Hep birilerine bağımlıdır.
Gururlu olurlar.
Duygu ön plandadır.
Her isteğinin olmasını ister.
Kendine güveni azalır.
Sevgili Anneciğim ve Babacığım;
Bu size yazdığım ilk mektubum. Lütfen dikkatlice okur
musunuz?
Büyümek istiyorum artık. Sorumluluk almak….
Şimdiye kadar benim yatağımı siz topladınız, okul servisine
siz bindirdiniz hatta arkamdan öğretmenimi arayıp öğle
yemeğinde sandivicimi ve meyve suyumu bitirmem için sıkı
sıkı uyardınız. Arkadaşımda kalmaya gittiğimde gecenin bir
yarısı telefon açıp sohbetin en tatlı yerinde “hadi yatın
artık sabah da uykunuzu alın, erken kalkın” dediniz. Baharda
bile dondurmadan sonra zorla koca bir bardak su dayadınız
ağzıma… Bunu hep benim iyiliğim için yaptınız… Evladımız
hasta olmasın, desteksiz kalmasın dediniz hep. Biliyorum
bunların hepsi benim içindi.
Yaptığınız her şey için teşekkür ediyorum. Ama artık büyümek
istiyorum. Kendi sorumluluklarımı taşımak, kendi yatağımı
kendim toplamak, yardıma ihtiyacım olduğunda içimdeki zeki
ve düşünceli insanın bana yardım elini uzatmasını istiyorum.
Şimdiye kadar bütün sorularıma benden önce cevap buldunuz ve
belki de bu yüzden artık cevapları kendim aramak istiyorum.
Ve risk almak….
Çünkü biliyorum ki kıyıdan ayrılamadığım sürece açık
denizlerde yüzemeyeceğim. Siz her zaman benim güvenliğimi
düşündüğünüz ve bu yüzden boğulmamam için kıyıda kalmamı
istediniz. Ama ben okyanusları merak ediyorum. Kıyıda
çırpınmak değil, su yutarak da olsa yüzmeyi öğrenmek
istiyorum.
Benim için endişe duymanızı anlayabiliyorum. Beni korumak,
kollamak istiyorsunuz. Bütün ihtiyaçlarımı karşılayarak
benim sorunsuz bir yaşam sürdürmemi istiyorsunuz. Ve belki
de bu yüzden benim adıma düşünüp, benim adıma karar alıp,
benim yapmam gereken her şeyi siz yapıyorsunuz. Ama ben
biliyorum ki hayat koşulları her zaman istediğim şeyleri
bana sunmayacak, bunu çok iyi biliyorum. Sizin şefkatli
kollarınız gibi değil yaşam… Sizden ayrıldığımda, yaşam bana
sizin kadar şefkatli davranmayacak… Ve bu yüzden hangi
sorunla karşılaşırsam karşılaşayım ayakta kalmak istiyorum.
Desteğiniz için çok teşekkür ederim. Ama desteksiz ayakta
kalmanın ne olduğunu da öğrenmek istiyorum.
Aslında bu yaptıklarınız şimdi çok hoşuma gidiyordu. Benim
yerime düşünen, benim geleceğimi planlayan birisinin olması…
yalnız büyüdükçe fark ediyorum ki, yaptığınız iyi niyetli
davranışların çoğu benim kendime duyduğum güveni parça parça
azaltıyor.
Peki bundan sonra ne olacak?
Şimdi küçüğüm ve benim hayatıma yön vermenize sessiz kalmam
normal. Ama ben hayatımı hiç kendi ellerime alamadım ki! Siz
olmadığınızda kim yönlendirecek beni? Kim benim
davranışlarımı belirleyecek? İş hayatımda ya da özel
hayatımda sorunlarla karşılaştığımda kim benim adıma çözüm
bulacak?
Tek başıma ayakta kalabilir miyim?
Kendime güvenebilir miyim açıklardaki bir gemiyi tek başıma
limana yaklaştırabileceğime?...
Sizleri suçlamıyorum. Çünkü siz de belki öyle gördünüz. Öyle
büyüdünüz belki de… belki de çok zorluklar çektiğiniz için
benim şimdi güvende ve rahat olmamı istiyorsunuz. Sadece
sahip olduğunuz şeyleri aktarmaya çalışıyorsunuz, biliyorum.
Belki de bu yazdıklarıma rağmen ben de ileride çocuklarıma
sizin gibi örnek olmak için canla başla çalışacağım.
Belki destek bulamazsam hep kendimi eksik hissedeceğim.
Belki bu desteği yanlış yerlerde arayacağım. Belki de bu
yüzden kötü insanlara katlanmak zorunda kalacağım.
Ve belki de bir gün benim çocuğum bana böyle bir mektup
yazacak ve artık özgür iradesiyle yaşamak istediğini
belirtecek. Kim bilir?...
Son olarak şunu bilmenizi isterim ki sizi çok seviyorum…
Üstünlük Bekleyen, Baskıcı ve Mükemmeliyetçi Aile
Çocuk üstün olmaya zorlanır.
Sürekli nasihat verilir.
Bol eleştiri yapılır.
Aile çocuğu beğenmez
Çocuklar:
Fevri davranışları vardır.
Mutsuzdurlar.
Güvensizdirler.
Gergindirler.
Mantık ön plandadır.
Karamsardırlar.
Sevgili Anneciğim ve Babacığım,
Biliyorum ki sürekli mutsuz olmam, gergin olmam,
sinirliliğim, kendimle barışık olmamam ve kendime olan
güvensizliğim sizi üzüyor.
Yaklaşık birkaç gün önce, elime geçen bir makale benim ilk
defa hayatımı gözden geçirmeme neden oldu. Makalede diyordu
ki; insanların %90’ı daha 18’lerine gelmeden kafalarında
açılan mutsuzluk ve başarısızlık çukuruna düşüyorlarmış.
Bu makale çok ilgimi çekmişti. Çünkü nedenini bilmediğim bir
şekilde kendimi stresli, gergin, karamsar, güvensiz kısacası
mutsuz hissediyordum. Ve mutsuzluğumun sonucunda
başarısızlık çukurunun içine saplandığımı fark ettim.
Size neden bu konuda mektup yazdığımı merak ettiğinizi
biliyorum. Açıklayayım:
Bu birkaç gün içinde aklımda sadece bir soru vardı: “NEDEN?”
Yani neden bu çukurdayım ve neden çıkmaya bu kadar istekli
olduğum halde çırpındıkça batıyor gibi hissediyorum kendimi?
Yalnız bu sabah uyandığımda, daha önemli bir soru olduğunu
ve bunun cevabını bulmadan çözüme ulaşamayacağımı fark
ettim. Bu soru ise “NASIL?”dı.
Yani nasıl bu kadar mutsuz olabiliyorum. Nasıl kendimi bu
kadar gergin, karamsar ve üzgün bir hale getirdim? Bu
noktaya nasıl geldim?
Sonunda problemin nerede olduğunu buldum. Bu yüzden size bu
mektubu yazıyorum. Daha açık söyleyeyim. Nasıl sorusunun
cevabını çocukluk döneminde buldum. Şaşırtıcı aynı zamanda
gerçek bu.
Öncelikle sürekli benden her şeyin en iyisini bekleyen,
mükemmeliyetçi bir ailede yetiştiğimi fark ettim. Siz her
zaman benim ne yaparsam yapayım, ne olursam olayım en iyisi
olmamı istediniz. Mesela okul dönemi boyunca benim hep daha
sıkı çalışıp daha yüksek notlar almamı istediniz. Okul
birinciliği için yarış atı misali hazırlanmamızı istediniz.
Aslında biliyorum tek istediğiniz şey benim hep önden
gitmemdi ve hep başarılı olmamdı. Bunda yanlış bir şey yok.
Aynı zamanda bu istek, ben bile farkında olmadan, kendime
olan güvenimi her geçen gün biraz daha götürüyordu. Çünkü
şimdi ne olursa olsun insan olduğumu ve hata yapabileceğimi,
her insan gibi benim de dört dörtlük olamayacağıma kendimi
inandıramıyorum. Yaptığım hatanın niteliğinin hiçbir önemi
yok. ÖSS’de istediğim puanı tutturamamaktan sporda sayı
kaybetmeme, arkadaşlarımla iletişim sorunu yaşamaktan
yemeğin tuzunu unutmama kadar büyük küçük bütün hatalarım
kendime olan güvenimi azaltıyor.
Bu hatalarımın hepsi bende stres ve güvensizlik oluşturmaya
başladı bende. Şimdi derste öğretmen soru sorduğunda elimi
kaldırmak istemiyorum çünkü cevabı yanlış söylemekten
korkuyorum. Sözlü de bile acaba doğru cevap bu mu diye
düşünmekten kaslarımın gerildiğini ve daha fazla stres
yaşadığımı fark ediyorum.
Ne yaparsam yapayım siz beni hiç beğenmediniz. Ya da
gevşeyeceğim korkusuyla beğendiğinizi fark ettirmediğiniz
voleybolda içinde olduğum takımın aldığı final kupası ya da
orta okuldayken şiir yarışmasında benim birinci olmam,
kompozisyonumun her zaman iyi olmasında edebiyat kolu
başkanı olmam…. Bu rağmen hep kusurlarımı buldunuz. Şimdi de
ben kendimde ve çevremdeki insanlarda hep kusur arıyorum. Ve
inanmayacaksınız, her zaman söylenecek birkaç eleştirim var
ve sürekli insanların kusurlarını bulup çıkartıyorum. Sizin
sert bakışlarınız gibi, benim de gergin kaşlarımı çatarak
bakmam çevremdekileri rahatsız ediyor.
Siz beni böyle yetiştirdiniz….
Eleştiriyle, bitmez tükenmez nasihatlerle…
“Sınavdan neden 95 aldın da 100 almadın.”
“Toplum içinde düzgün konuş”
“Abartılı gülme, kınarlar”
“Derslerini iyi çalış ki bu yıl okul birincisi olabilesin,
bak kuzenin nasıl başarılı”
“Ben senin yaşındayken hiç böyle davranmazdım”
“Bu müzikten ne anlıyorsun, adam gibi şeyler dinle!”
“Ceketin toz olmasın”
En ufacık hatamda: “Zaten senden adam olmaz”
Ve daha bir sürü örnek hafızama kazınmış…
Şimdi düşünüyorum da benim hiç mi iyi bir özelliğim yoktu?
Ya da fark edilmiyor muydu? Şiir yarışmasında birinci olmam,
sınavda istediğim üniversiteyi kazanmam, kaptanı olduğum
takımın birinci olması…
Aslında ikisinin de sonucu da aynı: hiç takdir edilmedim.
Şimdiyse ben takdir edemiyorum insanları…
Şiir yarışmasında birinci olmam, sınavda istediğim
üniversiteyi kazanmam, kaptanı olduğum takımın birinci
olması… Ama hiç mutlu olamadım.
İşte bunlar beni mutsuz eden.
Gün geçtikçe, insanlara, hayata olan bakış açım daha da
değişiyor. Bu değişimin olumlu olmasını çok isterdim ama ne
yazık ki öyle değil. Artık insanların ve kendimin yaptığı en
küçük hatalara bile göz yumamıyorum. Herkesin robot gibi her
şeyi eksiksiz yapmasını bekliyorum. Küçücük bir şey eksik
olsa ya da ters gitse günlerce düşünüyorum, ya yapamazsam
korkusuyla hedef belirleyemiyorum ya da bir türlü harekete
geçemiyorum. Kendi yaptığım küçücük sıradan yanılmalara bile
daha az gülümsüyor daha çok söyleniyorum.
Artık keyif de alamıyorum yaptığım şeylerden. Sıradan
tekdüze bir hayat yaşıyorum.
Bol eleştiri ve nasihat yerine benim iyi yönlerimi de
görmenizi, hep başarım yerine biraz da kişiliğimle
(ahlakımla, saygımla, sevgimle) ilgilenmenizi isterdim.
Yarış atı gibi sınavdan sınava koşturmak yerine biraz da
özel hayatımı yaşamamı desteklemenizi, her fikir ortaya
koyuşumda reddetmek yerine açıklamalar yapmanızı ve biraz da
olsa benim fikirlerime saygı duymanızı isterdim.
En ufak hatamda sert bakışlarla azarlamak yerine küçük
hatalarımda rahat bırakıp büyük hatalarımda engel olmanızı,
bana farkında olarak ya da olmayarak tepeden bakmak yerine
kalbinizdeki sevgiyi hissettirmenizi ve en önemlisi beni,
idealinizdeki çocukla kıyaslamayıp beni olduğum gibi kabul
edip beni benimle kıyaslamanızı isterdim.
Belki birkaç gün önce okuduğum bu makale sadece sıradan bir
yazı olacaktı benim için. Belki de şükredecektim, %90 yerine
%10’un içinde olduğumu farkedip….
Her şeye rağmen sizi seviyorum…
İlgisiz Aile
Çocuk istenmeden olabilir.
Eşler arasında önemli sorunlar olabilir.
Aile çocuğu yük gibi görür.
Çocukla ilgili sorumluluklardan ve problemlerden kaçarlar.
Çocuklar:
İyi yada kötü sevgiyi nerde bulursa oraya yönelirler.
Duyguya muhtaçtırlar.
Kendilerini değersiz hissederler.
İç dünyaları zayıftır.
Güçlü görünmeye çalışırlar.
Sadece biraz sevgi,
Her zaman sizin için bir yük olduğumu düşündüm. Aslında
bunun gerçeklik payı de yok değil…
Beklemediğiniz bir anda ve –sanırım- çok yanlış bir zamanda
geldim.
Siz kendi sorunlarınızla o kadar meşguldünüz ki, ne beni
fark etmeye ne de bana ilgi ve sevgi göstermeye zaman
bulabildiniz.
Gidermeye çalıştığınız o kadar çok sorun vardı ki, sürekli
birbirinizle tartıştınız, sürekli kavga ederken yanı
başınızda yaptıklarınıza bir anlam veremeyen ve sadece bir
tutam sevgi için saatlerce gözyaşı döken biri vardı.
Siz benim ağlamalarımı bile dikkate almadınız. Ya açtır, ya
susuzdur ya da uykusuzdur dediniz ama hiç “ya sevgisizdir”
demek aklınıza gelmedi.
Ben büyüdükçe sanki benden daha da uzaklaşmaya başladınız.
Sorumluluklarımı almaktan kaçtınız, bana ait olan şeyler
sizi korkuttu hep. Yaptığım şeylerin sorumluluğunu almaktan
kaçtınız. Mesela küçükken her anne babanın ilgilendiği gibi
ilgilenmediniz aksine sanki sizin için bir yabancının
çocuğuymuşum gibi davrandınız.
Bana ait problemleri çözmekten kaçtınız. Okulda derslerimle
ilgili problemlerim olunca, arkadaşlarımla sorun
yaşadığımda, hatta sağlık problemlerimde bile benden uzak
durdunuz.
Sizin nazarınızda kendimi hep değersiz ve hiçbir işe
yaramayan biri gibi hissettim. Halen böyle hissediyorum.
Ve bazen diyorum ki “Hiç mi bir şeyi hak etmiyorum?”
En azından birazcık sevgi…
Evet, şimdiye kadar sizden beklediğim halde alamadığım
sevgiyi, şimdi sağda solda kısaca nerde bulursam orda
kalıyorum. Biliyorum bazen o sevgiyi ve ilgiyi kötü
insanların arasında buluyorum daha doğrusu bulduğumu
sanıyorum ama yalancı ilgi de olsa beni çekiyor…
Mesela yeni arkadaş grubumun aslında benim değerlerimle çok
fazla örtüşmediğini biliyorum. Mesela cafelerde saatlerce
Internet başında oyun oynamak ya da küfürlü konuşmak gibi
şeyleri, alkol alan, uyuşturucu kullananlarla arkadaşlık
etmek istemem, ama onlar benimle ilgileniyorlar. Beni fark
ediyorlar. Bu yüzden onlara uymak zorundaymışım gibi
hissediyorum kendimi…
Kalma diyorsunuz ama ben kendimi kalmak zorunda, yapmak
zorunda hissediyorum çünkü bana orda sevgi, ilgi, şefkat
kısacası değer veriliyor.
Kendimi güçlü göstermekten de bıktım artık…
Gerçekten güçlü olmak isterdim ama olamıyorum.
Dışardan, güçlü, yenilmez insanın içinde aslında yardıma
muhtaç ve ilgiye ihtiyaç duyan biri olduğunu kimse bilmiyor.
Bir gün kendi çocuğum olduğunda, sizden alamadığım sevgiyi
sonuna kadar vereceğime ve ona, kendisinin bir yük değil de
benim için harika bir hediye olduğunu hissettireceğim.
Dengeli Aile
Çocuğun ayrı bir kişiliği olduğunun farkındadırlar ve ona
saygı duyarlar.
Dengeli bir sevgi verirler.
Dengeli bir değer verirler.
Sevgiyi ve değerliliği çocuğa hissettirirler.
Dengeli bir şekilde sorumluluk verirler.
Çocuklar:
Kendine güvenir.
Mutludur.
Başarı için elinden geleni yapar.
İnsan ilişkileri iyidir.
Dengeli bir şekilde risk alır.
Duyguyla mantık dengededir.
Dünyanın en harika insanlarına sevgilerimle,
Sizlere bu mektubu yazmamın nedeni, birer anne baba olarak
yapmanız gereken her türlü yardımı ve desteği benden
esirgemediğiniz için teşekkür etmek.
Biliyorum, siz yine mütevaziliğinizle, böyle bir şeye gerek
yoktu, biz sadece üstümüze düşen görevi yaptık,
diyeceksiniz. Aynı zamanda biliyorum ki çok az anne babanın
yaptığı gibi bana bedeninizden bir parça verdiğiniz gibi
ruhunuzdan ve kalbinizden de bir parça verdiniz. Ebeveyn
olmanın sadece doğurmak ve besleyip büyütmek olmadığını, bir
çocuğun bedeninin yanı sıra ruhunun da beslenip
büyütülmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiniz. Ne
yazık ki, çocuklarına bakmak derken, bunu sadece fiziksel ve
maddi yönden anlayan anne babaların olduğunu da fark ettim.
Bu yüzden ne kadar şanslı bir evlat olduğumu anladım ve size
bunun için minnettar olduğumu belirtmek istedim.
İçinizdeki sevgiyi fazlasıyla bana hissettirdiniz, bazen bir
öpücükle, bazen sözlerle ya da davranışlarınızla. Benim
sizin için ne kadar değerli olduğumu gösterdiniz bana. Eğer
öyle olmasaydı, doğum günümde çok istediğim spor
ayakkabıları bulmak için dükkan dükkan gezmezdiniz, enerji
toplayıp okulda derslere daha iyi konsantre olabilmem için
sabahın köründe benim için kalkıp kahvaltı hazırlamazdınız,
daha sosyal bir insan olmam için kişisel gelişim
seminerlerine katılmam için teşvik etmezdiniz ve birçok şeyi
göz ardı ederdiniz…
Ama etmediniz…
Benim kişiliğime saygı duydunuz, beni kendinize ya da
başkalarına benzetmeye çalışmadınız. Kimseyle
kıyaslamadınız. Beni, ben olduğum için sevdiniz ve değer
verdiniz, bana saygı duydunuz.
Hatta aksine her geçen zamanda bana daha fazla destek
oldunuz ve yol gösterdiniz.
Ve bana sorumluluğun ne olduğunu öğrettiniz. Bir işin, bir
eşyanın, hatta yavru bir kedi vererek bir canlının
sorumluluğunu üstlenmeyi öğrettiniz.
Olumsuz bir olayla karşılaşınca, Evet tüm sorumluluk bana
ait, bütün sonuçları göze alıyorum, diyebilen o kadar az
insan var ki…
Ve siz benim bu gruba sokmak için o kadar çaba sarf ettiniz
ki…
Sevginizi, şefkatinizi hiç esirgemediniz. Ve sayenizde şimdi
de ben her türlü canlıdan –hatta cansız varlıklardan bile-
sevgimi ve şefkatimi esirgemiyorum. Bu benim daha mutlu ve
huzurlu olmamı sağlıyor. Hem sevmeyi biliyorum hem de hayır
demeyi…
Ve asla pes etmemeyi öğrettiniz… neye mal olursa olsun
hedefime ulaşmam için elimden gelenin en iyisini yapmam
gerektiğini öğrettiniz. Ne gereksiz hırslara kaptırdınız ne
de tembelliğe izin verdiniz. Çünkü siz de böyle örnek
oldunuz bana.
Benim daha iyi, daha başarılı, sorumluluk sahibi, kalbi
sevgiyle dolu olan aynı zamanda daha akıllı ve hep sonuca
yönelik karar veren bir insan olmam için elinizden geleni
yaptınız.
Asla pes etmediniz. Ve sizin bu çabalarınız sayesinde daha
rahat iletişim kurabiliyorum insanlarla ve kendime daha çok
güveniyorum.
Çünkü biliyorum ki ben de sizin gibi ebeveyn olacağım…
Karma Aile
Her aile tipinden bir parça bulunan ailelerdir.
Çocuklar:
Dengeli ailede yetişen çocuğa göre daha az kendine güvenir.
Daha az mutludur ve insan ilişkileri daha zayıftır. |
"GÜLÜMSEYİN
ÇÜNKÜ, BİZİM İÇİN DEĞERLİSİNİZ"
|
| |
|
|