|
STRES; Biyolojik ve
psikolojik dengenin bozulduğuna ve yeni durumlara uyum
yapılarak yeniden dengeye dönülmesi gerektiğine yönelik bir
işarettir.
Stresin kısa dönemdeki
etkilerinden bazıları, kişinin kalp hızının artması, kan
basıncının fırlaması, sinirlerinin bozulması,
tahammülsüzleşmesi ve bazen verimliliğin düşmesine neden
olan sinirlilik ve kaygıdır. Buna karşılık, hedefe yönelik,
etkinliği artıran kısa süreli stres, performansı da
yükseltebilir. Tedavi edilmeyen stresin uzun süreli etkileri
çok daha ciddi olabilir. Bunların bir kısmı bazıları kişilik
değişikliği, iş ya da evlilik yaşamının bozulması, madde ya
da alkol kullanımı, intihar düşüncesi; eğilimi ya da
girişimi gibi kendine zarar verici davranışlar şeklindedir.
Polislik mesleği , aktif silahlı görev, düzensiz çalışma
saatleri, nöbet ve vardiya sistemleri, görevin riskleri ve
sorumlulukları, hiyerarşik
yapıdan kaynaklanan
ast-üst
çatışmaları, her tür suç olgusu ve suçlularla iç içe olma
gibi koşulların birlikte ya da tek tek
yarattığı stresler nedeniyle normal
popülasyona göre stres bozuklarının daha sık
görüldüğü bir meslek grubudur.
Stres olumsuz düzeyde ve uzun süre yaşandığında birçok
zararlı sonuçlara neden olabilmektedir. Bunlar :
(*Bu
kitapcık Prof. Dr. Nesrin
ŞAHİN’in “Stress
ve Başa Çıkma Yolları” ve Prof. Dr.
Özcan KÖKNEL’in “Stress”
kitabından derlenmiştir)
Fizyolojik olarak
-
Hazımsızlık Astım
-
Yorgunluk
Kalp-damar hastalıkları
-
Baş
ağrıları Kalp krizleri
-
Cilt
bozuklukları Felçler
-
Yüksek
Tansiyon Kanserler
-
Ülser/
Gastrit Ölüm
Zihinsel
–Duygusal Açıdan
-
Kaygı
Bozuklukları
-
Depresyon
(Çökkünlük)
-
Öfke ve
aşırı sinirlilik
Davranışsal Açıdan:
İçe
Kapanma
Alkol – Madde Bağımlılığı Saldırganlık
Yoğun
stres iş verimi üzerinde de olumsuz etkiler yapmaktadır.
Çalışma temposunda düşme, enerji azlığı, kendini yorgun
hissetme, tahammülsüzlük, karşılıklı anlayış ve hoşgörünün
azalması sebebiyle iletişimde bozulma, öfkede artış,
bireysel farklılıkları algılamada bozulma, stresin iş
yaşamına
olumsuz
etkileridir.
İki
insan aynı koşullar altında bile birbirinden çok farklı
tepkiler gösterebilir. Biri kaygılı ve gerilimli iken,
diğeri soğukkanlı ve sakin olabilir. Bu çok doğaldır. Her
birimizin kişilik yapıları, stresle baş etme yolları
farklıdır.
STRESLE BAŞ ETME
A-Stresle
Baş Etmede Etkisiz Yollar (Uzun vadede daha çok strese neden
oldukları
için.
1-
Uygun Olmayan
Davranışlar; Kaçma davranışı, saldırganlık, içe kapanma,
alkol ve sigara bağımlılığı, kötü
beslenme.
2-
Kendini
Aldatmaya Yönelik Davranışlar; Görmezlikten gelme,
sorunlarının sebebi olarak başkalarını suçlama, inkar,
bastırma v.b. kendini aldatmaya yönelik
tutumlardır.
Stresle başa çıkmak için başvurduğumuz çeşitli yolları
dikkate aldığımızda, tipik bazı davranış türleri aklımıza
gelir. Birçok kişi, kendisini ya sigaraya, ya yemeye, ya
alkole, ya da birkaçına birden verirler. Sigara, sıklıkla
kullanılan bir gevşeme aracıdır. Stresle karşılaştığımızda,
kendimizi rahatlatmak için bir refleks hareketi olarak
elimizi hemen sigara paketine atarız. Oysa sigaranın sağlık
üzerinde olan zararları, stresle başa çıkarken ilk anda
gösterdiği yararının çok üzerindedir. Aynı şekilde aşırı
yemek yemek, başlangıçta
genellikle rahatlatıcı olmakla birlikte, bu tür bir
davranış kendi başına ya da alınan kilolar nedeniyle ek bir
stres kaynağı haline gelebilir. Alkol kullanımı için de
benzer şeyler söyleyebiliriz. Alkol de stres anında kişiyi
rahatlatma gibi bir etki yapsa da, uzun vade de fizyolojik
ve psikolojik bağımlılığa yol açtığından başlı başına bir
stres faktörü haline gelebilir.
Bazıları,
strese tepki olarak geri çekilir, içine kapanır, pasifleşir,
sorunlarıyla yüz yüze gelmekten kaçınır. Bazen de
sorunlarını tümüyle yok sayarak, olayların dışına çıkarlar.
Böyle bir davranış o insanın karşısındaki kişiye sıkıntı ve
öfke duyguları yaşatabileceğinden, bu kez ilişkilerde
sorunlara yol açabilir. Başlangıçta stresi yaratıcı
olaylardan uzak kalırsa bile sorun çözülmemiş olarak ortada
kalır.
Stres karşısında yaygın kullanılan bir başka tutum da
olaylar karşısında aşırı tepki göstermektir. Küçücük hayal
kırıklıklarının dert edilmesi, ya da değişikliklerden
olumsuz şekilde etkilenme bu tür davranışlara örnektir.
Aşırı tepki verme çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir.
Başkalarına yönelik öfke nöbetleri, kırıcı olma, kaygılanma
vb. gibi davranışlar bunlardan bazılarıdır. Çoğumuz zaman
zaman bu tür aşırı tepkilerde
bulunmuşuzdur. Ancak, bunun bir alışkanlık haline gelmesi
bizleri yalnızlığa götüreceğinden strese daha da yatkın
kılar.
Bir
başka zararlı alışkanlık da, stres karşısında hiç tepki
göstermeyip, yaşanan sıkıntıyı içimizde biriktirmedir. Bu
birikimler sonucunda artık daha fazla dayanamayacağımız
için, normal zamanlarda hiç de önemli olmayan herhangi bir
olayın, hiç beklenmedik bir anda strese dönüşme olasılığı
artar. Ayrıca stresin birikebilen bu niteliğini fark etmek
güç olduğundan, dayanma sınırlarımızı zorladığımız da olur.
İşlerimizi planlamak için zaman ayırmadığımız takdirde,
sınırlı bir süre içine çok sayıda işi sıkıştırmaya
çalışırız. Ya da önceden sezilebilecek bazı olumsuz olayları
gözden kaçırabiliriz. Her iki tür davranış da yaşadığımız
stresli olayların yoğunluğunu ve sayısını arttırabilir.
Stresle başa çıkma tarzımız ne olursa olsun, “esnek”
olabilmek önemli bir niteliktir. Bir başka başa çıkma
davranışı daha yararlı olabilecek iken, tek bir davranışın
alışkanlık halinde kullanılması, başa çıkma tarzınızın esnek
olmadığına işaret eder. Bu alışkanlığınız bazı durumlarda
işe yararken, diğerlerinde yetersiz kalabilir. Asıl dikkat
edilmesi gereken nokta budur. Herhangi bir başa çıkma
tarzının etkililiği ve esnekliği, stresli bir durum
içindeyken elimizdeki diğer seçenekleri araştırmamıza olanak
sağlayıp sağlamadığıyla belirlenir. Esneklik, değişime daha
açık olmamıza olanak tanır. Böylelikle stresli olarak
algıladığımız olay sayısı azalabilir.
B-Stresle Baş Etmede Kullanılan Etkili Yollar
Stresle
baş etmede iki yol vardır:
Durumu değiştirmek yada
duruma gösterilen tepkileri değiştirmek.
-
Çevresel stresörler üzerinde
etkili olanlar,
-
Zihin üzerinde etkili olanlar,
-
Beden üzerinde etkili olanlar,
-
Aynı anda pek çok düzeyde etkili
1- Çevreye Yönelik Olanlar: (Durumu Değiştirmeye Yönelik
Olanlar.)
Etkili Zaman Planlaması Yapılması:
Problem Çözme Teknikleri:
Problem çözme
teknikleri en çok kontrol edebileceğimiz sorunlar üzerinde
kullanılır. Herhangi bir problemi çözerken beş basamaktan
geçilir:
a-Problemi saptama
-
Bu durum neden bir problem oldu?
-
Bu, yalnızca benim açımdan mı bir problem, yoksa
başkaları da bunu böyle mi görüyor?
-
Benim bir katkım var mı?
-
Katkısı olabilecek başka şeyler ya da kişiler var mı?
b-Seçenekleri gözden geçirme:
Olabildiğince çok seçenek üretmektir. Aşırı komik ve saçma
görünse de tüm seçenekleri gözden geçirin. Unutmayın
seçenek listesinde yer alması gereken ve değişmeyen iki
seçenek daha vardır:
c- Her iki seçeneğin avantaj ve dezavantajlarını gözden
geçirdikten sonra bir çözüm yolu seçme
d-Eyleme geçme
Seçilen çözümün
nasıl yapılacağını iyice bilmek gerekir
e-Sonuçları değerlendirme.
2- Zihne Yönelik Olanlar: (Duruma Gösterilen Tepkileri
Değiştirme)
a-Kişinin Kendisiyle Olumlu Diyalog Kurması:
Diyelim ki, işinizde yaptığınız görevle ilgili önemli bir
bilgiyi atladığınızı fark ettiniz. Kendi kendinize şöyle
söylenebilirsiniz: “Berbat bir şey oldu. Böyle devam
edersem asla başaramam.”
Ya da şunları
diyebilirsiniz: “ Çok aptalca bir hata idi. Ama yaptığım en
kötü hata sayılmaz. Amirimle konuşup eksik kalan kısmı
eklemeyi
önerebilirim. Hatamı ve eksiğimi fark ederek düzeltmeye
uğraştığımı görürse memnun bile olabilir.”
Yukarıdaki ilk grup düşünce tarzı, olumsuz ve kişinin
kendisine zarar veren türdendir. İkinci gruptaki düşünceler
ise; daha olumlu ve sorunu çözmeye yöneliktir. Bunların
ikisi de “ kendi kendine konuşma” örnekleridir.
Olaylar
karşısında gösterilen olumsuz tutumlar ya da daha açıkçası
kişinin kendi kendine söylediği olumsuz sözler, o olaylar
sırasında hissedilen gerginliği arttırmaktadır.
Kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz içerikli konuşmalar,
zaman geçtikçe otomatikleşir ve olumlu bir içerik ile
kolayca yer değiştiremez. Stres düzeyini düşürmek
istiyorsanız, bu olumsuz düşüncelerin farkına varmanız çok
önemlidir. Kendinizi hangi durumlarda ve ne kadar
eleştirirsiniz? Kendinize sık sık
kızar mısınız?
Örnek: “ Biliyorum....Bu
işi becerebileceğim. Geçmişte de benzer durumlarla başa
çıkmıştım.”
“
Dünyanın sonu değil ya, her inişin bir çıkışı vardır.”
Örnek:
“ Problem daha
büyümeden, yapabileceğim bir şey var mı? ”
“
Belki başa çıkabilmek için bir plan geliştirebilirim. ”
Örnek:
“ Omuzlarımın
gerginleştiğini hissediyorum. Bu normal.... Eğer kaslarımı
biraz gevşetebilirsem, kendimi daha sakin hissedebileceğim.
Belki durumu atlatıncaya kadar iyi gelebilir. ”
“
Her seferinde tek bir işi ele almaya çalışmalıyım. ”
“
Çok rahatsızım ama, bu dünyanın sonu değil. Bunu da
atlatırım. ”
“
Elimden geldiğince sakin olmaya çalışmalıyım.
Diyelim ki probleminizi başarıyla çözdünüz. Muhakkak
kendinizi ödüllendirin. Bu aşamada kendinize söyleyeceğiniz
olumlu sözler daha sonra karşılaşılan problemlerde kendinize
daha güvenli olmanızı sağlayacaktır.
“ İşte
yaptım ve oldu !”
“ Amirimle
sorunumu görüşmem düşündüğüm kadar kötü olmadı.”
“ Aferin
bana!
Kendi
kendinizle yaptığınız bu olumlu diyalog , stresi
yaşantınızdan alıp götürmeyecektir, ama onunla, olumlu başa
çıkabilmeniz için listenize ekleyebileceğiniz önemli bir
araç olacaktır.
b-Etkili İletişim : ( Durumu ve Duruma Gösterilen Tepkiyi
Değiştirme)
Stresli durumlar, genellikle insanlar arası ilişki
sorunlarından kaynaklandığına göre, sorunlarımızı bu
kişilerle tartışabilmek, çözüm için bir anahtardır. Ancak,
bu tartışmayı yaparken, siz ya da karşınızdaki kişiler yoğun
bir kaygı duygusu yaşıyorsa, iletişim çok zor olabilir.
Üstelik bu durum yaşamakta olduğumuz stresi
arttırabilir.
Kişiler arası ilişki sorunlarını
daha az stresli, daha az duygusal tutabilmek için çeşitli
yollar vardır:
-
Stresli
olacağını tahmin ettiğiniz bir duruma girmek üzereyken
önce kendinizi hazırlayın. O sırada yaşadığınız korku,
kaygı, tedirginlik, kızgınlık v.b. duygular üzerinde
odaklaşmak yerine, dikkatinizi, elde etmeyi
arzuladığınız sonuç üzerinde yoğunlaştırınız.
-
Herhangi
bir etkileşimden neler elde etmek istediğinizi önceden
düşünürseniz, etkileşim başladığında daha sakin olur,
istediğiniz sonuçlara daha kolay ulaşırsınız.
-
Herhangi
bir sorunu nasıl söze döktüğünüz çok önemlidir. “Sen”li
cümlelerden (yüklemi sen olan cümleler), kaçınmaya
çalışın. “Sen”li cümleler insanları, genellikle
aşağılama eğilimindedir; karşısındakinin neler
düşündüğü, neler hissettiği konusunda yorumları içerir.
(Sanki bu düşünce ve duyguları, ondan daha iyi
bilebilirmişiz gibi.)
-
“Ben”li
cümleler ise sorumluluğu kişinin kendi üstünde tutar.
Kişinin görüşlerini, duygularını açıkça ortaya koymaya
yardımcıdır. Bu nedenle karşı tarafın savunmaya geçmesi
pek olası değildir. Taraflardan bir suçlamaya yada
eleştirmeye kalktığında, düşünce ve duygularını
belirtmiş olan taraf, “Ben öyle hissediyorum” dediğinde
tartışma kesilir.
Örnek:
-
Yeterince
açık konuşmuyorsun- söylemeye çalıştığın şeyi
anlamıyorum, ifadesi
-
Bana doğru
söylemiyorsun-yerine- bana doğruyu söylemediğini
düşünüyorum, ifadesi kullanılmalıdır.
Soru Sorma Teknikleri:
Etkili iletişimde sorular da güçlü araçlardır. Soru türünü
seçerken içinde bulunduğunuz durumu dikkate alın. Bilgi
alış-verişi mi yapıyorsunuz, bir soruna çözüm mü arıyorsunuz
yada danışma-görüşme mi yapıyorsunuz.
Açık uçlu sorular, karşıdaki kişiye en üst düzeyde özgürlük
hakkı veren sorulardır.
-
....
konusunda neler hissediyorsun?
-
.... bir
kısmını bana anlatabilir misiniz?
-
Bana ....
tanımlayabilir misiniz?
3-Bedene Yönelik Olanlar: (Duruma Gösterilen Tepkileri
Değiştirme)
a-Doğru Egzersiz:
Doğru
egzersiz, bir çok amaca hizmet edebilir. Becerileri
arttırabilir, esnekliği, kas gücünü ve dayanıklılığı
geliştirebilir, gerilimi hafifletebilir, kilo vermeye ve
almamaya yardımcı olabilir ve özellikle de kalbin beden
dokularına oksijen sağlayabilmesini kolaylaştırarak, bedenin
genel fizyolojik koşullarını iyileştirebilir.
Fiziksel
aktivite bedenin psikolojik ve fizyolojik kökenli
uyarılmışlık düzeyini azaltıcı doğal bir mekanizmadır.
Stres yönetimi açısından egzersizlerin şöyle yararları
mevcuttur.
-
Stres
karşısında aşırı tepki vermeyi azaltır.
-
Egzersizle
birlikte bedende aniden yüksek düzeyde bir uyanıklık
oluşur. Bedenin “fren sistemi” devreye girer. Stres
aniden düşer.
-
Kaygı ve
gerginliğin azalması görülür.
-
Kişinin
kendine saygısı artar.
-
Bedeni
stres ile ilgili hormonlardan arındırır.
b.Beslenme Alışkanlıkları: ( Duruma Gösterilen Tepkileri
Değiştirme)
Kahve, çay,
çikolata, kakao, kolalı içecekler kendiliklerinden strese
yol açan besinlerdir. Bu besinler, stres tepkisini başlatan
kimyasal maddeler içerirler. Bu besinler alındıklarında,
stres tepkisini harekete geçirirler. Uyanıklık ve
hareketliliği arttırırlar. Bir oturuşta, arka arkaya 20
fincan kahve içilse, öldürücü dozda kafein alınmış olur.
Aşırı kahve tüketiminin en sık rastlanan yan etkileri
arasında kaygı, sinirlilik ve huzursuzluk halleri, ishal,
düzensiz kalp atışları ve dikkati yoğunlaştıramama gibi
stres belirtileri ortaya çıkar.
Pek
çok insan, kahve ve çay yerine ıhlamur, adaçayı gibi bitki
çayı içmeyi yeğlerler. Bunların içinde kafein miktarı
sıfırdır. Örneğin papatya çayının sakinleştirici bir etkisi
vardır.
Beslenme
konusunda bir diğer önemli husus stresle vitaminler
arasındaki ilişkidir. Stresli zamanlarda sinir sisteminin ve
iç salgı sistemlerinin düzgün çalışmalarını sağlamak için
bazı vitaminlere çok fazla gereksinim duyulur. Bunlar B
kompleks ve C vitaminleridir. Bu vitaminlerin eksikliği
stres yaratan faktörlere olan toleransı ve bunlarla
başetme becerisini de düşürür.
B
vitaminlerindeki eksiklikler kaygı, huzursuzluk ve genel
sinirlilik hali yaratırlar. Vücuda gerekli olan B kompleks
vitamini eksikliğine yol açan bir yanlış beslenme
alışkanlığı rafine beyaz şeker tüketimidir. Şeker, şekerle
yapılan pastalar, kurabiyeler, draje şekerler iyi birer
enerji kaynağıdır. Başka da bir özellikleri yoktur. Bu
besin maddelerinin beden tarafından kullanılır hale
getirilmesi ve enerjiye dönüşebilmeleri için B kompleks
vitaminlerine ihtiyaçları vardır. Beyaz un tüketimi de B
vitamini eksikliğine yol açan beslenme alışkanlıklarından
biridir.
Kan şekerinin
aşırı düşmesine hipoglisemi denir. Kaygı, baş ağrısı, baş
dönmesi gibi belirtileri vardır. Bu belirtiler bireyi
huzursuz ve sabırsız hale sokarlar. Kişinin strese
dayanıklılığını düşürürler. Aç kaldıklarında huysuzlaşan
insanlar da görülen budur. Beyaz tuz kullanımı da, vücutta
aşırı su tutumu sonucu yüksek tansiyona yol açmaktadır.
Beslenme
alışkanlıklarınızı düzenleyerek enerji düzeyinizi, strese
gösterdiğiniz tepkilerinizi ve genel sağlığınız üzerindeki
kontrolünüzü arttırabilirsiniz.
4-Çok Yönlü Olanlar: (Durumu ve Duruma Gösterilen
Tepkileri Değiştirme)
Aynı zamanda
pek çok düzeyde, hem bedende hem zihinde etkili olan yollar
gevşeme, meditasyon ve yogadır.
Çeşitli gevşeme yolları vardır:
Bunlar;
Sistematik Gevşeme, derin solunum ve zihinde canlandırmadır.
Sistematik Gevşeme:
Gevşemeyi öğrenmiş ve bunu yapabilen kişilerin
çoğu, gevşemeye ayırdıkları zamanın yaptıkları işi
engellemediğini, tersine daha çok işi yapabildiklerini
söylüyorlar. Gevşemeden sonra, gerilimlerinin azaldığını,
enerjilerinin arttığını söylüyorlar.
Gevşemeye
ayrılan zaman, yoğun stresin olumsuz fiziksel etkilerini
azaltmaya da yardımcı oluyor. Gevşeme, zihinsel ve fiziksel
uyarılmışlığı düşük düzeyde tutacak ve dengeleyecek
faaliyetleri içerir. Metabolizma yavaşlar. Stresle ilişkili
hastalıklar önlenebilir.
Derin Solunum:
Stresli bir durumda, gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi
solunumunuz üzerinde yoğunlaştırın. Burnunuzdan doğal bir
şekilde ve kolayca soluk alıp verin. Aldığınız nefesle göğüs
kafesinizi değil, diyaframınızı aşağı doğru itip balon
şişirir gibi karnınızı şişirin. Omuz ve boyun kaslarınızı
olabildiğince gevşetin. Çok kısa bir zaman içinde
gerginliğin vücudunuzdan kayıp gittiğini fark edeceksiniz.
Zihinde Canlandırma:
Kendinizi çok rahat bir yerdeymişsiniz gibi hayal
edin. Neler hissettiğinizi yaşamaya çalışın. Örneğin;
kumsalda olduğunuzu hayal etmişseniz, yüzünüzdeki güneşin
sıcaklığını, hafif rüzgarı hissetmeye çalışın. Sahneye ne
kadar çok ayrıntı eklerseniz o kadar çabuk ve kolay
gevşersiniz. Bu hayali yerde kısa süre kaldıktan sonra
dinçleştiğinizi ve sakinleştiğinizi göreceksiniz.
STRESE KARŞI BEDEN VE RUH
SAĞLIĞININ KORUNMASI
İnsanın strese
karşı beden ve ruh sağlığını koruyabilmesi için şu hususlara
özen göstermesi gerekir
-
Yavaş yemek
yiyin. Her lokmayı iyice çiğneyip, öyle yutun.
-
Az ve sık
yemek yiyin.
-
Sabahları
kahvaltı edin.
-
Akşam
yemeklerini az yiyin.
-
Akşam
yemeklerinden üç-dört saat sonra yatın.
-
Yatmadan
önce yarım bardak ayran ya da süt için.
-
Çeşitli
besin maddelerinden oluşan yiyecekleri seçin.
-
Tereyağı ve
margarinden kaçının. Bitkisel yağları tercih edin.
-
Şeker,
ekmek, tatlı gibi karbonhidratı bol olan yiyecekleri
azaltın.
-
Yemeklerinizden kırmızı eti kaldırın. Onun yerine balık
ve tavuk eti yiyin.
-
Az yağlı
süt için. Yağ düzeyi düşük peyniri ve yoğurdu tercih
edin.
-
Yiyeceklerinize fazla tuz koymayın. Kan basıncında
yükselmeler oluyorsa tuzdan kaçının.
-
Şeker
hastalığı gibi tıbbi bir sakınca yoksa bol
bol meyve ve sebze yiyin.
-
Alkol
almaktan kaçının. Alkol alma alışkanlığınız varsa, akşam
yemeklerinde, yemek arasında bol suyla ve yavaş
yavaş, için.
-
Sigara
içmeyin. Sigara alışkanlığınız varsa ve bırakmakta
zorlanıyorsanız, günde üç-beş sigaradan başka
kullanmayın.
-
Alışkanlığınız varsa, günde bir-iki kahve, iki-üç bardak
çaydan fazlasını içmeyin.
-
Uykunuzun
düzenli olması için özen gösterin. Yatma, kalkma
saatlerinde değişmeler yapmayın.
-
Uykudan
önce gevşeme çalışmaları yapın.
-
Uykudan
önce gerginlik ve kaygı veren durumlardan uzak durun.
Kavga etmeyin, tartışmayın. Korku filmleri izlemeyin.
-
Ruh
sağlığını korumak, zorlanmayı önlemek veya ortadan
kaldırmak için dinlenme ve hareket etmeyi öğrenmek
gereklidir.
-
Kendinize
gün, hafta, ay, yıl içinde dinlenme saatleri, günleri,
haftaları ayırın. Yıllık dinlenmenizi bulunduğunuz
çevrenin dışında yapmaya çalışın.
-
Bu
sürelerde işiniz dışındaki olaylarla konularla
ilgilenin.
-
Boş
zamanları değerlendirmenin, dinlenmenin çalışmamak
değil, çalışmanın biçimini değiştirmek olduğunu
unutmayın.
-
Dinlenme
sırasında sağlık durumunuza, yaşınıza göre, yürüyüş,
koşu, fizik çalışmaları, atletizm, basketbol, tenis,
voleybol, yüzme gibi sporlar yapmak için zaman ayrın.
-
25-
Ailenize zaman ayrın ve çocuklarınızla oynayın.
-
26-Benliğinizi tanıdıkça doğru ve iyi bulduğunuz
yönlerinizi geliştirmek, eksik, hatalı, kötü yanlarınızı
denetleyebilmek için çaba harcayın.
-
Ruh
sağlığının temeli “ kendini bil” ilkesine dayanır. Bu
nedenle zaman zaman
benliğinizle iletişim kurun. Endişe, kaygı, kızgınlık,
korku gibi size elem veren duygulanım durumlarının
nedenlerini araştırın. Bu durumların sizden kaynaklanan
nedenleri varsa gidermeye çalışın. Başkalarından
kaynaklanan nedenlerine gerçekçi çözümler arayın.
-
Yaşınız ne
olursa olsun başkalarıyla iletişim kurmanın gerekli
olduğunu unutmayın. Başkalarıyla ilgi, sevgi ve
hoşgörüye dayanan iletişimin ruh sağlığınızın önkoşulu
olduğunu kabul edin.
-
İletişim
sırasında belirli ölçü ve sınır içinde sürekli olarak
eş duyum kurmaya, kendinizi
başkalarının yerine koyarak durup düşünmeye çalışın.
-
Başkalarından gelen önerilere her zaman açık olun. Ancak
son kararı daima siz verin.
-
Kendinize
güvenin, kendinizde eksik, yetersiz ve hatalı gördüğünüz
yanların başkalarında da bulunduğunu düşünün.
-
Ailede,
okulda, işyerinde, özetle içinde bulunduğunuz her
ortamda rol ve yer alın. Sorumluluk yüklenin.
-
Sorumluluk
, özgürlük ve özerklik sınırlarınızı iyi belirtin. Ağır
sorumlulukların baskısı altıda ezilmeyin. Kendinizi
alabildiğine özgür ve özerk görmeyin.
-
Engeller
karşısında başarısız, sorunlar karşısında çaresiz
kalırsanız ezilmeyin, bıkmayın, yılmayın. Yeni çözümler,
yeni yollar arayın.
-
Başarısızlıklarınızdan, hatalarınızdan ders alın. Buları
tarafsız bir gözle değerlendirin. Nedenlerini
başkalarında aramadan önce kendinizde arayın. Bulduğunuz
nedenler varsa, onları bir daha yapmamaya çalışın.
-
Günlük
çalışma, iş ve uğraşınız dışında kalan zamanınızı
kişiliğinizi geliştirecek, güçlendirecek, güven
duygusunu pekiştirecek, çevreye ve topluma olumlu
katkısı olacak biçimde değerlendirin.
-
Sürekli
olarak kendinizi yenilemeye çalışın. Gelişmelere,
değişmelere yabancı ve uzak kalmayın. Eski duygu ve
düşüncelerinizle yeniler arasında bağlantı kurun.
-
Geçmişteki
başarısızlıklarınız ve hatalarınız için pişmanlık
duymayın, sürekli olarak kendinizi veya başkalarını
suçlamayın, bu tür duygulara takılıp kalmayın. Bunları
yararlanılması gerekli birer deneyim olarak
değerlendirin. Enerjinizin, gücünüzün bunlara takılıp
kalmasının günlük yaşamınızı ve geleceğinizi olumsuz
biçimde etkileyeceğini düşünün.
-
39- İçinde
bulunduğumuz çağın ve yaşın bedensel ve ruhsal
özelliklerini bilin. Kendinizin ve başkasının
davranışlarını değerlendirirken bu özelliklerin de
etkili olabileceğini düşünün.
-
Ölümü
yaşamı tamamlayan bir son olarak kabullenin.
-
Çocuklara
ve gençlere ilgi ve sevgi gösterin. Onların
mutluluklarından, umutlarından esinlenin, yararlanın.
-
Saygı duyduğunuz, değer
verdiğiniz duygularınız, düşünceleriniz, inançlarınız
olsun. Bunlar için çaba harcayın, çalışın.
-
Başkalarının da saygı
duyduğu, değer verdiği duyguları, düşünceleri, inançları
olduğunu göz önünde bulundurun.
-
Size
uymayan, ters düşen değer yargısı, duygu, düşünce ve
inançlar karşısında anlayışlı, esnek ve hoşgörülü olun.
Bağnaz ve saldırgan olmayın.
-
Karşı
cinsle ilgi, saygı, sevgi, anlayış, beğeni ve desteğe
dayalı ilişkiler kurup sürdürün. Karşı cinsi kendinizle
eşit görün, küçük görüp ezmeyin, büyük görüp korkmayın.
-
Görev ve
sorumlulukları ertelemeyin, zamanında yerine getirin.
-
Sorunları
biriktirmeyin, ortaya çıktıklarında çözmeye çalışın,
küçük sorunların birikip büyümesine izin vermeyin.
-
Değer
verdiğiniz insanları yitirdinizse, nedenlerini
araştırın. Sizden kaynaklanan ilgisizlik, sevgisizlik,
iticilik, saldırganlık varsa, bunları gidermenin
yollarını araştırın.
-
Hatalarınızı görün, hatalarınız gösterildiğinde kabul
edin.
-
Zamanınızı
elden geldiğince istediğiniz gibi kullanmaya çalışın.
Kendi başınıza kalacak, dilediğinizi yapacak zaman
ayırın.
-
“Hayır”
demeyi öğrenin. İstemediğiniz, size yeni yükler
getirecek, sorunlar oluşturacak, sizi zorlayacak
durumlara hemen boyun eğmeyin.
-
Seçeneklerin arasında “yukarıdakilerin hiç biri “
seçeneğinin bulunduğunu unutmayın.
-
Kendinizi,
eksiksiz ve kusursuz iş yapma baskısından kurtarın.
Yapabileceğinizle yetinin.
-
Kendinizi
bütün arkadaşlarınız, yakınlarınız tarafından sürekli
ilgi görmesi, takdir edilmesi gerekli bir insan olarak
değerlendirmeyin. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir.
Sizi seven, sayan insanlar bile kimi durumlarda sizi
eleştirebilirler, yerebilirler. Bunu bir bilgilendirme
olarak kabul edin ve yararlanmaya çalışın.
-
Kendi
değerinize sahip çıkın. Ne olursa olsun kendinizden
hoşnut olun. Farklı olmaktan korkmayın.
Aşağıdaki her
cümleyi okuyun ve sizin durumunuza ne kadar uyuyorsa ona
göre “1:Hemen hemen her zaman”; “5:Hiçbir zaman” olmak üzere
1 ile 5 arasında bir puan verin.
Hiç Çok
-
Günde en az
bir kez sıcak yemek
yerim.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Haftada en
az dört gece 7-8 saat kadar
uyurum.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Düzenli
duygusal etkileşim ve iletişim
içindeyim.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
50 km
içinde güvenebileceğim bir akrabam
vardır.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Haftada en
az iki kez, iyice terleyecek kadar beden eğitimi
yaparım. (1) (2) (3) (4)
(5)
-
Günde yarım
paketten az sigara
içerim.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Haftada beş
kadehten az içki
içerim.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Boyuma
uygun
kilodayım.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Temel
harcamalarımı karşılayacak gelirim
var.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Dinsel
inançlarım bana güç
verir.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Düzenli
olarak sosyal etkinliklere
katılırım.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Çok sayıda
tanıdığım ve arkadaşım
var.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Kişisel
konularda güvenebileceğim bir veya daha çok arkadaşım
var. (1) (2) (3) (4) (5)
-
Sağlığım
iyi (görme, işitme ve dişleri de kapsayacak şekilde
düşünün (1) (2) (3) (4) (5)
-
Öfkeli veya
kaygılı olduğumda, duygularım hakkında açıkça
konuşabilirim (1) (2) (3) (4)
(5)
-
Birlikte
yaşadığım insanlarla, para gibi ev içi sorunlarla ilgili
olarak sık sık konuşurum. (1) (2) (3) (4) (5)
-
Haftada en
az bir kez eğlenmek için bir şey
yaparım.
(1) (2) (3) (4) (5)
-
Zamanımı
iyi
kullanabilirim.
(1) (2) (3) (4)
(5)
-
Günde
toplam üç fincandan daha az çay, kahve veya kola
içerim. (1) (2) (3)
(4) (5)
-
Gün içinde
dinlenmek için kendime zaman
ayırırım.
(1) (2) (3) (4) (5)
TOPLAM
PUAN:
Puanlarınızı
toplayın. Bulduğunuz sayıdan 20 çıkarın, 30’un üstündeki
herhangi bir sayı, stresten zarar görebileceğinizi gösterir.
Bulduğunuz sayı 60-75 arasındaysa ciddi olarak zarar
görebilirsiniz. Bulduğunuz sayı 75’in üstündeyse çok fazla
zarar görebilirsiniz . Yardım alabileceğiniz bir merkeze
başvurmanızda fayda vardır
|